Sayı | Ausgabe: 208 (27.02.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 28.03.2019



Tanzimat'ın ilanında (3 Kasım 1839) başlayan öze dönüşümler, sanat ve halk müziği alanındaki çalışmalar Cumhuriyet'in ilanına kadar süre gelmiştir.
Ne yazık ki bu sanat dalında kadınlarımız, kadın sanatçılarımız varlık gösterememişlerdir. Çünkü, müzikte ve sanatta kadına yer yoktur. Din ve ulema baskısı kadını boğmuştur. Türk ve İslam kadınının yerini Rum, Yahudi, Ermeni kadınlar doldurmuştur. Böyle olunca, çağın en güzel eserlerini ecnebi kadınlar yorumlamıştır. 1916'da kurulan Dâr-ül Elhan mektebine erkekler ve ecnebi kadınlar gidebiliyordu. Giden öğrencilerin büyük bölümü ecnebilerden oluşmaktaydı. Dersler; şarkı, türkü ve nota ağırlıklıydı. Bu okul daha sonra (1927) İstanbul Konservatuarı olarak resmi müzik okulu olur. Atatürk'ün talimatlarıyla, eldeki verilerden yola çıkılarak, Anadolu'nun her yanı karış karış gezilir ve derlemeler yapılır.
Kurum, Yusuf Ziya Demircioğlu önderliğinde; Rauf Yekta, Muhittin Sadak, Ekrem Besim, Dürri Bey, Ferruh Arsunar, Mahmut Ragıp, Zekaizade Ahmet, Dr. Suphi Ezgi ile birlikte çalışmalar yapmıştır. Anadolu aralıklarla dört kez gezilmiş, türküler, şarkılar derlenmiştir. 1937-1952 yıllarında ise on dört gezi yapılmıştır.
Ankara Devlet Konservatuarı çok değerli müzisyenler ve müzikologlar yetiştirmiştir. Halk Evleri, Köy Enstitüleri bu gelişmelere hep öncülük etmişlerdir. Muzaffer Sarısözen'in katkılarını hiç bir zaman unutmamak gerekir. Cumhuriyet'in aydınlığı Türk kadınını yüreklendirmiş, müzik ve çeşitli sanat dallarında olağanüstü başarılar göstermişlerdir. Kadınlar ön saflardadır.
Uçsuz bucaksız Anadolu mechuldür. Urfa Ağzı, Elazığ Ağzı, Diyarbakır Ağzı denilen ezgilerimiz yerinde araştırılıp, tespit edilmelidir. Genç Cumhuriyet bu cevherleri yerinde bulup, radyo aracılığıyla bizlere ulaştırmıştır. Ege zeybek havaları, savaş ve kahramanlık türküleri, Trakya, Kara Deniz, Doğu Anadolu, Orta Anadolu yöre ezgileri, ya da halk şarkıları insanımızın beğenisine sunulmuştur.
Sizlere özellikle bilinmeyen sanatçılarımızın isimlerini aktarmak istiyorum. Arada bir çağına damgasını vuran ve Tanrı vergisi sesleriyle dillerden düşmeyen sanatçılarımızdan söz edeceğim.

TÜRK MÜZİĞİNE GÖNÜL VERENLER (1990'lü yıllardan...)

Rosa Eskenazi, Marika Ninou, Deniz Kızı Eftalya Hanım, Şazimet Yankaş, Seyyan Hanım, Bestekâr Muallim İsmail Hakkı Bey, Mia Melahrini, John Berberiyan, Victoria Hazan, Kantocu Peruz Hanım, Rena Dallia, Dimitris Manisalis, Betty Daskalaki, Amalia Baka, Virginia Mangidau, Horos Serjiani, Nişan Sedefçiyan, Kostas Karipis, Bogos Kirecciyan, Udi Hrant, Şükrü Tunar, A. Yatman, Ali Kocadinç, Kryria Amalia, Nikos Rellias, Ali Uğurlu, Dimitris Ladopoulos, Yannis Soulis, Rita Abatzi, Anadolis Dalgas, Christos Yiannopoulos, Yiorgos Stavroulus, Yiorgos Melikis, Marika Frantzeskopoyloy, Duo İstanbul, Marko Melkon, Mahmut Celalettin, Dori Lolo, Rikkat Uyanık (Barış Manço'nun annesi), Tatyos Efendi, Mahmure Hanım, Afitap Karacan, Hanenda Aleksan Efendi, Vasilaki Efendi, Melahat Gülses, Nikos Sahidinis, Emin Gündüz, Tasos Halkias, Yorgo Bacanos (TRT ud sanatcısı), Kemani Sarkis Efendi, Münir Nurettin Selçuk (Timur Selçuk'un babası) Marika Papagika, Katina Kior (Kor Katina – Ateşli Katina), Mario, Hafız Sami, Hafız Burhan, Evangelos Sofronou, Marika Politissa, Bayan Nedime, Agapios Tomboulis, Kemençeci Onnik Efendi, Müşerref Hanım, Rena Dallia, Fahriya Hanım, Amalia Baka, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Urfalı Tenekeci Mahmut Güzelgöz, Diyarbakırlı Celal Güzelses, Urfalı Bekçi Bakır, Safiye Ayla, İzmirli Bedriye Hanım, Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Talariko Bey, Kaptanzade Ali Rıza Bey, Necip Celal, Necip Celal Antel, Muhlis Sebahattin Bey, Fikriye Hanım, Afife Jale, Leman Ekrem Hanım, Kyra Pipina, Stelyo Kazantzidis, Kostos Nouros, Sema İçli, Theodoros Demircioğlu, Moisis Koinoğlu, Horos Anatolitikos, H. Tatlıyay, İzmirli Mahmure, Mahmure Handan Hanım, Safiye Ayla, Hafız Kemal Bey, Hafız Şaşı Osman Efendi, Mehmet Efendi, Lem'i Atlı (TRT sanatçısı), Mustafa Nafız Irmak, Hafız Yaşar, Urfalı Mukim Tahir, Hudadat Şakir, Kadriye Latifova (Bulgaristan), Stellakis Perpiniades, Behriye Aksoy, Dari Lolo, Bahriye Hanım, Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Hisarlı Ahmet.
Victoria Hazan
İspanya'dan göç eden Yahudi bir ailenin kızı olarak 1896'da Manisa'nın Salihi ilçesinde dünyaya gelir. Atatürk'ün çok sevdiği sanatçılarımızındandır.
Eserlerini “Todas mis Esperansas” adlı albümümde toplar. Okuduğu en ünlü eserler: Değirmenci, Ölürüm de terk edemem, Makber, Çiftetelli'dir.
Değermenci türküsü, İzmir yöresinde oturan Amarikalı göçmenler tarafından taş plağa kayıt yaptırılmıştır. Victoria Hazan ve Ermeni kökenli Marko Melkon tarafından birlikte okunur. Bestesini, İzmir doğumlu zamanın en popüler bestecisi Stavros Pantelides yaptmıştır. Sanatçı 1995'te New York'ta ölür. Çok ünlenen bu şarkı, Rosa Eskenazi, Rita Abatzi, Kostas Nouras, Anna Politissa, Stellakis Perpiniades ve bir çok sanatçı tarafından seslendirilşmiştir.
İzmirli Bedriye Hanım
1910 yılında İzmir'de doğar. Küçük yaşlarda sesinin güzelliği fark edilir. Çevre kasaba ve şehirlerden eşraf, büyük toprak sahipleri, tüccarlar onu İzmir'e dinlemeye gelirler. O kadar çok sevilir ki, meşhur olduğu dönemde Ege'de kızlarda Bedriye, oğlan çocuklarında Bedri isminde patlama yaşanır. Okuduğu eserler, dönemin popüler eserleri olup, en ünlüleri, Bir İncecik Yolum Gider Gördes'e, Uşaklı Kız, Ben Yarimi Gördüm (Şıngır Mıngır) dır ve bu eserleri taş plağa okumuştur. Gördes türküsünü 1940 yılında taş plağa okur. Bu plâk şu an TRT arşivindedir.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren