Sayı | Ausgabe: 211 (21.05.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 18.06.2019

20.12.2017

 

Türklerin ilk bilinen alfabesidir Orhun yazıtları. 700'lü yılların başında  Göktürkler tarafından taşlar üzerine yazılmış yazıtlardır.Türklerin ilk bilinen alfabesidir Orhun yazıtları. 700'lü yılların başında  Göktürkler tarafından taşlar üzerine yazılmış yazıtlardır.2015 yılında yapmış olduğumuz Moğolistan seyahetinde ilk uğradığımız duraklardan biri Orhun Müzesi oldu. Bilge Kağan ve Kültigin Yazıtları başkent Ulan Batur'a yaklaşık 400 km uzaklıktadır. Yazıtların bulunduğu bölgenin yeri, Orhun Vadisi'ndeki Koço Çaydam bölgesidir. Karakurum (Harhorin)'a 45km. uzaklıkta bulunmaktadır.Ekibimizle, başkent Ulan Batur'dan uzun bir yolculuktan sonra Karakurum şehrine ulaştık. Karakurum bölgenin merkezi konumunda. Özellikle, gıda ve diğer gereksinimler buradan karşılanmaktadır. Hummalı bir yaşam göze çarpmakta. Bizler de gereksinimlerimizi karşılayıp, yazıtların bulunduğu bölgeye hareket ettik. 45 kilometrelik yol mükemmel, yapımını Türkiye üstlenmiş. Rahat bir yolculuktan sonra, kendimizi müzenin önünde bulduk. Duygulanmamak elden değil. Atalarımızın tarih yazdığı topraklardayız. Bölge koruma altına alınmış. Dışarıda gördüğümüz yazıtların tamamı kopya. Eserlerin gerçekleri müze içerisinde. Altın takılar, kaplumbağa heykelleri, günlük kullandıkları tabaklar, bıçaklar hemen göze çarpıyor. En çok ilgimi çeken de gömütlükleri (mezar) oldu.38 harften oluşan Orhun alfabesinin önüne geldiğimizde duygulandık, onurlandık diyebilirim. Bilge Kağan ve Kültigin Yazıtları'nı Yolluğ Tigin (Bilge Kağan'ın yeğeni) yazmıştır. Yazıtlarda, gelecek kuşaklara öneriler bulunmaktadır. Türklerin yaşam biçimi, devlet düzeni, komşular ile ilişkiler, savaş sanatı, politik sorunlar yazılıdır.Yazıtları görmemiz son derece heyecan verdi bizlere... Türklerin kurduğu ilk uygarlığın önemini bizzat hissetiyorsunuz. Yazıtlar, Türk uygarlığına açılan bir pencere. Biz bu pencereden içeri girebildik. İnsanın içi ürperiyor, adeta taş kesiliyorsunuz. Kolay değil, ilk ata yurdunu görmek; kolay değil, atalarımız anısına dikilmiş anıtlarla göz göze gelmek... Kitaplarda okunduğu gibi olmuyor. Müzeden hiç çıkasım gelmedi. Hüznü ve heyecanı birlikle yaşadım. “EY OĞUZ BEYLERİ, HALKI İŞİTİN: ÜSTTE GÖK ÇÖKMEDİKÇE, ALTTA YER DELİNMEDİKÇE SENİN DEVLETİNİ VE YASALARINI KİM YIKIP BOZABİLİR?” sözleri adeta müze içinde yankılanır gibiydi. İçerde yaşanan heyecan ve hüzün anlatılır gibi değildi. Bunu yaşayanlar bilir. “Gözümden yaş gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum.” dercesine...Anıtlardan Kül Tigin yazıtı, abisi Bilge Kağan tarafından (732 yılında) ölen kardeşi Kül Tigin anısına dikilmiştir.“Biz Türkler, hileci, desiseci, fitneci millet değiliz. İnsanları yalanlara dolanlarla aldatıp kandırmayız. Verdiğimiz sözden asla dönmeyiz. Hileyi ancak savaş meydanlarında doğru buluruz. Eğer savaş da, hilesiz yapılabilecek bir iş olsaydı, savaşta hileyi doğru bulmazdık...” der Bilge Kağan. Hilesiz-hurdasız bir lider.Orhun yazıtları, bengü taşları, Türk dili, tarihi, edebiyatı, töresi, sanatı hakkında önemli bilgiler vermektedir. Öz olarak; anı-söylev ve siyasetname niteliğindendir diyebiliriz. Orhun Anıtları'nın varlıgından ilk kez 13. y.y. İlhanlılar devri tarihçisi CÜVEYNİ (1226-1282) Tarih-i Cihan adlı eserinde söz eder. 19. y.y. sonlarında Danimarkalı gezgin-bilgin VİLHELM THOMSEN (1842-1927) tarafından okunur.Kitabelerde öz olarak; Çin'in saldırgan ve hegomanyacı tutumu ve vatan duygusunu yitirmiş, mazlum, parçalanmış milletler üzerine yazılmış öğütleri görebiliyoruz. Kurtuluşun öyküsü kazınmış taşlara adeta...Bilge Kağan ve Kardeşi Kül Tiğin'in ulusuna hizmetleri yazılıdır. Halkına umut ve moral telkini vardır satır... satır...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren