Sayı | Ausgabe: 211 (21.05.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 18.06.2019

Ünlü İslam düşünürü Gazali, körinancı, “yürekle gerçek arasına çekilmiş bir perdedir” diye nitelendirir. Türkçe karşılığı, bağnaz'dır.Ünlü İslam düşünürü Gazali, körinancı, “yürekle gerçek arasına çekilmiş bir perdedir” diye nitelendirir. Türkçe karşılığı, bağnaz'dır.“Bir düşünceye, başkaca hiç bir gerçeği görmemecesine inanma... Eşanlamda bağnazlık deyimi de kullanılmaktadır. Bu tutkusal inanç, özellikle dinsel olanda gerçekleşir ve bağlanılandan gerçekleşir ve bağlanılandan gerisini tümüyle yok etmeyi içerir. Körinanç deyimi, kimi yazarlarca boşinanç deyimiyle anlamdaş olarak da kullanılmaktadır. Kimileri de yarısını özleştirip bâtıl inanç deyimini kullanmaktadırlar. Gerçekte körinanç ve boşinanç birbirleriyle bağlantılı kavramlardır. Her ikisi de temelsiz inanç'ı dile getirir.” (Orhan Hançerlioğlu)Nesnel gerçekliği, insan bilincine düşünsel olarak yansıtmak gerekiyor. Bağnazlıktan, bencil tutkuların sömürüsünden uzak eğilimlere yönelmeliyiz. Saf ve tertemiz inanmak başka, körü körüne inanmak başka bir şey... Dünyaya at gözlükleriyle ne zamana kadar bakacağız? Bağnazlığın ve bağnazın değirmenine ne zamana kadar su taşıyacağız? İnsanlık ve evren çok yoruldu bu olumsuzluklardan. Patladı... patlayacak...İç etken, kişinin öz gücüdür. Yani, kendine ait güçtür. Bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Bizim başkalarının telkinlerine gereksinimiz yokki.Engelsiz bireysel gelişmelerin, toplumsal gelişmelerin temeli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sağlıklı ve özgüveni olan bir toplum böyle yaratılır.İnsan zaman, zaman kendini de okumalı ve hatta yargılamalı. Dogmatik yaklaşımlardan uzak kalarak...Tüm kutsal kitapların ve dinlerin kısaca üç sözcük ile özeti; ADAP-EDEP-SAYGI üçlemesi olup, din tacirlerinde bunlardan hiç birisi bulunmaz. Adı üstünde “din taciri”. Herşeyden önce bu üç erdem, bir kimsede bulunmasza, o kimse insan olamaz. Cehaleti ve savaşları engelleyecek tek seçenek daha çok kütüphanedir. O zaman Tanrı ile aramıza giren taşeronlara da gerek kalmayacaktır. Bilinçli toplum, kendi göbek bağını kendi kesebilir. Din, bağnazların nesnel kaygılarına da alet edilemez böylece.Bağnazlığın egemen olduğu yerlerde savaş, yoksulluk, kadına şiddet, cehalet, çevreye zarar hiç bir zaman son bulmaz. Örneğin, Afganistan... Yaklaşık 40 yıldır bitmeyen bir savaşın girdabında boğuşuyor ne yazıkki. Bilinçli bir Afgan toplumu yaratılmış olsaydı, bu kaos hemen barışa teslim olurdu. Amerikan emperyalizmi 40 yıldır bu savaşı durduramadı (!) ne yazık ki... Afgan halkı gerçeğin farkına varmadığı sürece bu savaş bitmez. O coğrafyada başat sorun, din tacirleri ve Amerikan emperyalizmidir. Bu ikili, tüm karanlık ve kirli işleri ellerinde tutarlar. Bilinçli bir toplum olsa, kendi toprağında bu tür kötülüklere izin verir miydi acaba?

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren