Sayı | Ausgabe: 208 (27.02.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 28.03.2019


DU BIST NICHT ERWÜNSCHT!

Das ist die Wut der Menschen, die raus kommt, was in der Türkei passiert. Das ist der Widerstand gegen den Despotismus, den Lügen, der Ausbeutung und dem Druck. Der Widerstand, der schon seit mehreren Tagen anhält und von der Jugend angefangen wurde, steht in den türkischen und internationalen Medien an der Tagesordnung.
Wir haben ständig versucht den Österreicherinnen und Österreichern zu erklären, dass Erdogan ein Mensch mit zwei Gesichtern und ein Despot ist. Ich glaube nicht, dass wir das geschafft haben. Aber jetzt sind sie auf einmal geschockt, dass bei den schon seit Tagen andauernden Protesten, die mit übertriebenem Polizeiterror begleitet werden, vier Menschen umkommen. Die Krankenhäuser sind voll mit Verletzten. Die österreichischen Medien berichten schon von Anfang an und das täglich, das Erdogan zwei Gesichter hat und der Opposition keine Redechance gibt. Jahrelang erzählten wir den Österreichern über dieses Unterdrückungs-Regime. Die Unterstützer der ausbeutenden neo-liberalen Räuber machen sich bestimmt sorgen. Mustafa Kemal ATATÜRKs modernes Erbe ist kurz vorm verschwinden gerettet worden. Die moderne Türkei, sollte vom rückschrittlichen arabischen Imperialismus geleitet werden, ist aber von der Jugend angeeignet worden.
Dieses Regime ist von internationaler und europäischer Seite heftig unter Kritik geraten. Das Europäische Parlament kritisiert die tyrannische Haltung  der AKP-Regierung. Aber Erdogan hat hart geantwortet. "Ich kenne keine Entscheidung des Europäischen Parlaments!". Die Antwort des Europäischen Parlaments ließ nicht lange auf sich warten. "Das ist der Beweis für Arroganz und für die Unkenntnis der internationalen Gemeinschaft. Er würde es zur Kenntnis nehmen, wenn wir ihn unterstützt hätten."
Die Welt hat schon viele Tyrannen und Diktatoren gesehen. Und allesamt landeten im Mistkübel der Weltgeschichte. Das was in der Türkei passiert ist nicht die Aktion von ein paar "Marodeuren". Es ist das ganze Volk, das genug hat von Unterdrückung. Sie wollen wieder tief einatmen können. Derart Proteste verbreiten sich in der ganzen Türkei und es scheint so, als werden sie nie enden.
Die Republik ist ausgenüchtert, der Imam ist bewusstlos. Der nüchterne bekommt Gas, der bewusstlose bekommt Ayran.
Die laute Stimme der Unterdrückten, wird den Palast niederreißen. DIE WAHRHEIT KENNT KEINE BARRIKADEN!
(Übersetzt von Onur Arslan)

******************************
İSTENMİYORSUN ARTIK!
Milletin içinde birikmiş öfkelerinin dışa vurumudur Türkiye'de yaşananlar. Halkın despotizme, yalana, talana, baskılara karşı direnişidir. Günlerce devam eden ve gençliğin başlattığı Gezi Parkı eylemı sivri bir direniş olarak Türkiye'nin ve dünyanın gündemine oturdu.
Avusturyalılara, yıllarca Erdoğan'ın iki yüzlü, despot biri olduğunu anlattık durduk. Bunda pek başarlı olduğumuzu sanmıyorum. Günlerce süren protesto eylemleri, polisin aşırı orantısız güç kullanımı ve dört protestocunun ölümü Avusturyalıları şoke etti. Hastaneler yaralılarla doldu taştı…
Avusturya'nın yazılı ve görsel basını Türkiye'de yaşanan gelişmeleri gün be gün okuyucu ve izleyicilerine duyurdu durdu. Erdoğan'ın iki yüzlü olduğu ve muhaliflere göz açtırmadığı çarşaf, çarşaf yazıldı. Yıllarca bu baskıcı rejimi anlattık durduk Avusturya'ya…
Son gelişmeler haklılığımızı iyice pekiştirdi sanırım.
Sömürücü neo-liberal soyguncuların Türkiye uzantıları ve yanaşmaları umarım iyi düşünüyorlardır. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çağdaş mirası yok olmaktan son anda kurtuldu. Gerici Arap Emperyalizmi'nin güdümüne sokulmak istenen modern Cumhurıyet sahiplenildi, Türkiye ayakta…
Dünyadan ve Avrupa'dan bu despot rejime büyük tepkiler yağıyor. Avrupa Parlamentasu, (AP) AKP hükümetinin baskıcı tutumunu bir kararla protesto etti. Ama, Erdoğan "AP'nin kararını tanımıyorum." diyerek sert yanıt verdi. AP'nin yanıtı ise gecikmedi. "Kibrin ve ulusalarası toplumu tanımamanın kanıtı. Avrupa Parlamentosu kendine destek olsaydı tanırdı." açıklaması geldi.
Ne tiranlar, diktatörler gördü bu dünya… Hepsi de tarihin çöplüğünde yerlerini aldılar. Türkiye'de yaşananlar bir kaç çapulcunun (lumpen proleter) yapmış olduğu eylemler değilmiş. Halk baskılardan bıktı, usandı. Nefes almak istiyor doya doya… Eylemler tüm ülkede dalga dalga yayılıyor ve biteceğe de benzemiyor.
Cumhuriyet ayıldı, imam bayıldı… Ayılana gaz-oz, bayılana ayran…
SON SÖZ: Ezilen insanlğın gür sesi, zulmün sırça sarayını yıkacaktır. HAKİKAT, BARİKAT TANIMAZ!
Sizleri, geçen sayımızda yer darlığından dolayı yayınlayamadığımız sevgili Bahattin Çakılkaya'nın REYHAN şiiri ile baş başa bırakıyorum.

Sevgiyle kalın…

REYHAN!

O daha bir çocuk
Büyüyebilseydi reyhan kokacaktı
İzin vermediler büyümesine
Muhtemelen Reyhan'dı adı
Reyhanlılı Reyhan
Reyhan Reyhanlı
Sen hiç ölmek üzereyken, reyhan kokladın mı?

O daha bir çocuk
Olması gerektiği gibi
Anı an da yaşıyordu
Saatleri ithal bombaları patlattılar
Eğer solmazsa Reyhan
Artık hep o anı yaşayacak
Sen hiç ölmek üzereyken, anı yaşadın mı?

O daha bir çocuk
Karakaşlı, kara gözlü bir çocuk
Belki daha on birinde
Belki de on iki
Serilmiş üzerine çaresiz annesi
Sen hiç ölmek üzereyken, reyhanını kokladın mı?

Reyhanım sırt üstü yatmış yere
Kanı yayılmış bir parça çevresine
Yarı aralık gözlerinin ışığı
Annesinin gözlerinde sönmek üzere
Sen hiç ölmek üzereyken, baktın mı annene?
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren