Sayı | Ausgabe: 211 (21.05.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 18.06.2019


Köşemin el verdiğince, Köy Enstitüleri'nden biraz söz etmek istiyorum. Köy Enstitüleri, Atatürk hümanizmasının, Cumhuriyet Devrimi'nin birer meşaleleriydi. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç (Tonguç Baba)'un köy üniversiteleri olarak planladıkları güzelim okullardı buralar.
“Köy meselesi bazılarının zannettikleri gibi, mihanik bir surette” “köy kalkınması” değil, manalı ve şuurlu bir şekilde köyün içten canlandırılmasıdır. Köyü öyle canlandırmalı ve şuurlandırmalı ki, hiç bir kuvvet, yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar edemesin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelmesinler. Onlar da her vatandaş gibi, her zaman haklarına kavuşabilsinler... Köy meselesi bu demektir” (İsmail Hakkı TONGUÇ – 1939)
Tonguç Baba'nın da söylediği gibi, sorunun özü budur. Asıl saldırı buraya yapılmaktadır. Kimse, kimseye ahlak dersi vermeye kalkmasın! Çıkarıları zarar görenlerin utanmazca attıkları iftiraları yüzünden kapısına kilit vuruldu Köy Enstitüleri'nin.
Köy Enstitüleri'nden mazun olanların hiç biri kötü şöhret sahibi değildir. Hiç biri fuhuştan, ayakkabı kutusundan, yolsuzluktan, hırsızlıktan anılmadılar. Onurluca yaşadılar, onurluca öldüler. Çevrelerine ışık oldular. DP'nin gerici propagandalarını bugün yine temşit pilavı gibi ortaya atmak hiçte namusluca değildir. Çamur at, izi kalsın...
Bugün Üzmezlerin, Adnan Hocaların, Cüppelilerin, Gülenlerin söz sahibi olduğu topraklarda yaşıyoruz. Hani şu öz kızından tahrik olan, 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan, karanlıklarda koşanların, güzel zengin kızlarını haremine kapatanların egemen olduğu topraklarda...
Köy Enstitüleri'ne sahip çıkıyormuş gibi yapıp, sinsice saldıranlardan nefret ediyorum. Kendi yanlışlarında ve özürlerinde doğruları arayanlara, yalın gerçeklere yalanlarıyla dokunanlara lânet olsun...
Kimsenin dil uzatmaya, pislik sıçratmaya hakkı yoktur. Köy Enstitüleri Türkiye'nin elinden kaçırdığı bir eğitim devriminin adıdır ve öyle kalacaktır.
Onlar ne makarnaya eyvallah dediler, ne ayakkabı kutularında milyon dolarları barındırdılar, ne de fuhuştan yakalandılar... Köy Enstitüleri, Türkiye sevdalısı yazın ustaları, şairleri, müzisyenler, sanatçılar yetiştirdi. Hiç birinin kötü şöhreti olmadı. Onlar, aydınlanmamızın kilometre taşlarıydılar.
Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Fakir Bayburt, Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Ceyhun Atuf Kansu, Osman Şahin, Yusuf Ziya Bahadanlı, Hürrem Arman, Hayati Tahsin Yılmaz, Adnan Binyazar, Emin Özdemir, Hazım Zeyrek, Mehmet Adem Solak, Ümit Kaftancıoğlu Ali Yüce, Behzat Ay, Mahmut Makal, Mustafa Özer, Osman Bolulu, Mahmut Yağmur, Abdullah Demirtaş, Cevat Dursunoğlu, Rauf İnan gibi nice büyük ustalar çıkaran bir kuruluştur Köy Enstitüleri...
Köy Enstitüleri deneyimi, evrensel bir eğitim düşüncesidir. Öz olarak, dayanışma ruhu ve insana saygı ön planda tutulmuştur. Onu yaratanları, yaşayanları ve yaşatanları saygıyla anıyorum. Sizleri Özbek İNCEBAYRAKTAR'ın güzel şiiriyle baş başa bırakıyorum. Sevgiyle kalın...


KÖY ENSTİTÜLERİ

Onlar, Köy çocuklarıydı.
Köy çocuklarıydı
Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda.
Kavrulmuş ekinler gibiydiler.
Geldiler,
Yalın ayakları

Ve
Yırtık mintanlarıyla geldiler,
Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye.
Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış

Ve
Unutulmuştular bin yıldır.
Ferhat oldular,
Yardılar İdris Dağını.
Gürül gürül akıttılar suyunu,
Hasanoğlan’a.
Köroğlu oldular,
Kafa tuttular Bolu Beylerine.
Yıktılar saltanatını ağaların.
Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken.
Mozart’ı, Bethoven’i çaldılar dağ başlarında.
Moliere’i, Sophokles’i oynadılar.
Horon teptiler Beşikdüzü’nde kol kola.
Halay çektiler Yıldızeli’nde türkülerle.
Diz vurdular Ortaklar’da efece...

Siz,
Her gece,
Mehtaba çıkarken Heybeli’de,
Onlar,
Duvar ördüler,
Çatı çattılar.
Yıldızlara bakarak yaz geceleri,
Harman yerlerinde yattılar.
Kazma salladılar yorulmadan.
Kerpiç döktüler
Kerpiç.
Sızlanmadılar hiç.
Yakıştı nasırlı ellerine,
Kitap ve çekiç.
Başladı yurt harmanında imece...
Bir gece,
Karanlık inlerinden sinsice,
Brütüsler çıktı ansızın.
Çektiler zehirli hançerlerini,
Vurdular sırtlarından haince...
Çıktı mağaralarından yarasalar,
Çıktı halk düşmanları,
Üşüştü sülükler gibi üstümüze.
Emdiler kanımızı,
Doymadılar.
Yıktılar umudunu Türkiyemin.
Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma,
Kalkınmış bir Türkiye gelir,
Köy Enstitüleri denince
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren