Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

 

Bazı kişiler sağlıkla ilgili daha çok kaygı taşıyor. Herhangi bir rahatsızlıkta kendileri ya da yakınları için büyük endişe duyup hemen internete sarılıyorlar. Bilgi erişiminin kolay hale geldiği bu dünyada internetten hastalıklarla ilgili sayısız doğru ya da güvenilir olmayan bilgiye ulaşmak mümkün. Ama dikkatli olmakta fayda var. Zira teknoloji sağlık konusunda yanılmanıza neden olabiliyor. Hastalıklarla ilgili kaygı yaşayan ve “hastalık hastası” ya da “hipokondriyak” olarak anılan kişiler, günümüzde “siberkondria” ya maruz kalıyor. Siberkondria olan kişiler, internette ulaştıkları bilgilerle kendi kendine teşhis koyarak kaygı bozukluğu yaşıyorlar. Sürekli olarak vücudunda yanlış giden bir şeyler olduğuna dair kaygılar taşıyan kişi, bu belirtilerin çok ciddi bir hastalık olduğuna inanıyor. Siberkondria olan kişiler, kendi bedensel şikayetleri ile ilgili internet ortamında araştırma yaparak birçok tanı ile karşılıyor. Öksürük şikayeti olan kişi basit bir solunum yolu enfeksiyonu yerine akciğer kanseri olduğu, başı ağrıyan kişi yorgunluk yerine beyin kanaması geçirdiği ile ilgili ciddi kaygılar yaşayabiliyor. İnternet araştırmaları sıklaşabiliyor, en kötü senaryoyu destekleyen tüm bilgiler gerçekçi kabul ediliyor, daha olası açıklamalar ise göz ardı ediliyor. Bu durum sağlıkla ilgili kaygıları besleyen bir yöntem olarak hastalık kaygısı bozukluğunun kısır döngüsünü tamamlamaya yarıyor. İnternet kullanımının kaygı bozukluğuna etkisi üzerine yapılan bir takım araştırmalar var. 2006 yılında ABD’de internet kullanım biçimleri ile ilgili yapılan bir araştırmada, internet kullanıcılarının yüzde 80’inin sağlıkla ilgili internet araması yaptığı belirleniyor. 500 kişinin katıldığı bir diğer araştırmada ise internetten alınan bilgilerin grubun yüzde 40’ında kaygıyı artırdığı, yüzde 50’sinde ise azalttığı sonucuna ulaşılıyor. Araştırmacılar bazı katılımcılarda kaygı artışı yaşanmasının sebebinin edinilen bilgilerden faydalanma biçimleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. İnternet üzerinden hastalıklarla ilgili araştırma yaparken ilk olarak güvenilir siteleri takip etmek gerekiyor. Edinilen bilgilerin gerçeklik ihtimallerini değerlendirmek, bilgilerin gerçeğe uygun olup olmadığını sorgulamak ise kaygıyı kontrol altında tutmak için en önemli etkenler olarak görülüyor. Sağlıkla ilgili yoğun kaygı yaşayan ve gün boyu internet üzerinden araştırmalar yapan kişiler, kaygı duydukları belirtilerle ilgili bir doktora başvurmalılar. Doktor önerilerine uyulması ve süreklilik sağlanması gerekiyor. Gerekli muayene ve tetkikler sonrası hekimin ciddi bir rahatsızlık olmadığına dair bilgi vermesi kaygının azalmasını sağlamıyorsa psikiyatrik destek gerekli oluyor. Artık bedensel belirtilerden çok, bu belirtileri yorumlama biçimini ele alan psikoterapi yöntemleri ve psikofarmakolojik müdahaleler de etkili oluyor.Ayrıca teknolojiyle ilgili bir konuya daha değinmek istiyorum. Özellikle kanser ve kronik  hastalıklarda insanlar hep bir arayış içindeler. Avusturya’daki Türk hastalar bana devamlı “Bu Avusturya’daki doktorlar bir şeyden anlamıyor. Biz Türkiye’ye gidelim. Oradaki doktorlar çok süper” demekte. Türkiye’deki hastalarsa  beni telefonla arayıp “Bu Türkiye’deki doktorlar bir şeyden anlamıyor. Bir de Avusturya’da filanca doktor varmış. Çok süpermiş. Bir de ona kendimizi göstersek” diyerek benden randevu ayarlamamı istemektedirler. Ben ise ısrarla şunu söylüyorum. Doktorların tanrısal güçleri yoktur. Bazen bütün muayene sonuçları normal çıksada hastaların şikayetleri devam etmektedir. Bu bir çok doktorun en önemli sorunudur. Çok spesifik terapiler hariç dünyada bir çok hastalığın terapisi aynıdır (Örneğin Avusturya akçiğer transplantasyonunda dünyanın bir numaralı ülkesidir. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de akçiğer transplantasyonu bugüne kadar başarısızlıkla sonuçlanmıştır). İnternet üzerinden hızlı bir bilgi paylaşımı vardır. Gizli saklı terapiler yoktur. Gerek Türkiye’den buraya gerekse Avusturya’dan Türkiye’ye giden bir çok hasta harcadığı parayla kalmakta ve hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Geçen gün bizim klinikte çalışan Ganalı bir arkadaş benim fikrimi almak için, kalp hastası babasına Gana’da yapılan ilaç terapisini bana gösterdi. Sonuçta bizim burada yaptığımız terapinin aynısıydı. Bu da benim dediklerimi haklı çıkarmaktadır. Afrika’da ki doktorlarda bizimle aynı yayınları okumaktadırlar. Sadece bizim parasal imkanlarımız onlara göre fazladır. Sağlıklı günler dilerim.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren