Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

Kalp krizi kalbin koroner arterlerinde oluşan tıkanıklık sonucu bu damarların beslediği bölgelere yeterli kan taşıyamaması ve bu olayı takiben  kalp kasında oluşan kas  ölümüdür. Bu tahribatın  derecesine göre bazen hiç bir belirti vermeyebilir. Bazen de ölümle sonuçlanabilir. Dünyada  en başta gelen ölüm sebeplerindendir. Kalp hastalıkları tüm ölümlerin % 35 ile 50’sini oluşturur., Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kalp damar hastalıkları nedeniyle yılda12 milyon kişi ölüyor.Kalp krizi kalbin koroner arterlerinde oluşan tıkanıklık sonucu bu damarların beslediği bölgelere yeterli kan taşıyamaması ve bu olayı takiben  kalp kasında oluşan kas  ölümüdür. Bu tahribatın  derecesine göre bazen hiç bir belirti vermeyebilir. Bazen de ölümle sonuçlanabilir. Dünyada  en başta gelen ölüm sebeplerindendir. Kalp hastalıkları tüm ölümlerin % 35 ile 50’sini oluşturur., Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kalp damar hastalıkları nedeniyle yılda12 milyon kişi ölüyor.Kalp krizinin klasik şikayeti göğüs ağrısıdır (Angina pektoris). Ancak hastaların %20’sinde hiç bir şikayet görülmez.. Kalp ağrısı çok tipik özelliklere sahiptir ve tek başına teşhis koydurucu olabilir. Kalp ağrısı sıklıkla göğüs ortasından başlar boyuna, çeneye, sol kola, sağ kola, sırtın soluna, mide bölgesine yayılır. Ezici-basıcı bir ağrıdır. Çoğunlukla yapılan bir efordan sonra gelir. Kalp ağrısı kalp spasmında 2-10 dakikada istirahat ve dil altı hapı ile geçerken, kalp krizinde geçmez ve 20 dakikadan uzun sürer. Bu durumda hızlı bir şekilde en yakın hastaneye gidilmelidir. Gerekli kontrollerden sonra ya yoğun ilaç tedavisine başlanır ya da daha  ileri tekniklerden olan anjiografi yapılır. Anjiodan sonra gerekirse kapalı damarlar açılıp stent takılır. ‚Stent’ damarlarda oluşan darlıklar sebebi ile engellenen kan akımının tedavisinde kullanılan metal tüplerdir. İlaçlı ve ilaçsız olarak 2 çeşit ‘stent’ bulunmaktadır. Hangi tip olursa olsun bu stentlerin yeniden tıkanma potansiyeli vardır. Gerek stent takılan gerekse normal tedaviye başlanan kalp krizi geçirmiş hastalar mutlaka düzenli olarak ilaçlarını kullanmalıdırlar. Genelde dörtlü ilaç tedavisi yapılır. Bunlar kabaca kan sulandırıcı haplar, tansiyonu düzenleyen haplar, kalbin ekonomik çalışmasını sağlayan ilaçlar ve kolesterol düşürücü haplardır. Bunun yanında hastanın yaşı ne olursa olsun tansiyonu 120 / 80 mmHg arasında tutulmalıdır. Mutlaka bir diyet programı uygulanmalıdır. Ayrıca kötü huylu kolesterol (LDL kolesterol) seviyesi kişinin mevcut durumuna göre değişir. LDL kolesterol kanda yüksek olduğu zaman damarların duvarlarına yerleşip, buralarda plaklar oluşturur. Bu plaklar özellikle yağlı yiyeceklerle büyür ve bunlar üzerinde oluşan çatlaklarda gelişen pıhtılar damarları tıkar. Bu nedenle sıkı bir diyet programı uygulanmalıdır. Özellikle kırmızı etten kaçının. Beyaz eti tercih edilmeli ve  etlerin görünen yağlarını ayıklayarak pişirilmelidir. Balığı kızartmadan yenilmelidir. Tüm etleri günde 3 parçadan fazla tüketilmemelidir. Menüsünde zeytin yağlı yemekler, meyve sebze, tahıl ve balık bulunduran Akdeniz diyetini yapılmalıdır. Bu akdeniz diyetinin etkinliği bilimsel araştırmalarla tespit edilmiştir. HDL kolesterol, LDL’nin aksine damarlarda kolesterol birikimini önler. Yapılan araştırmalar HDL kolesterolü yüksek olan kişilerde kalp hastalığının daha az olduğunu göstermiştir. Sigara içmek ve şişmanlık kolesterolu düşürürken düzenli egzersiz yükseltir. HDL kolesterol değeri 60 mg/dl ve üzerinde olmalıdır. Kalp krizi geçiren biri ayrıca düzenli spor yapmalıdır. Sigarayı tamamen bırakmalı ve sigara içilen ortamlardan uzak durmalıdır.KALP SAĞLIĞIMIZ İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ Yiyeceklerle aldığımız günlük enerjinin yağlardan gelen kısmı %30 u geçmemelidir. Her an bu hesaplama yapılamayacağı için daha pratik çözümlerle yağ tüketimimizi sınırlayabiliriz.Mutfağınızı ve kullandığınız yağları tanıyın. Beslenme mutfakta başlar ve kalbinizi korumaya mutfağınızda kullandığımız yağ çeşitlerini tanıyarak başlayabilirsiniz. İşe katı yağları mutfağınızdan çıkartarak başlayın ( margarin, tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı vb.). Bunların yerine ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, zeytin yağı, ve fındık yağını tercih edin. Tek tip yağ tüketmek yerine sıvı yağları kullandığınız yemeğe göre çeşitlendirin çünkü her birinin içindeki doymamış yağlar kan yağlarını düşürmede ve iyi kolesterolümüzü artırıcı etkiye sahiptir. Zeytinyağını salatalarda, yemeklik olarak kullandığınız diğer sıvı yağları ise karışım şekline tüketiniz. Pişirme yöntemlerini doğru tercih edin. Mutfağınızdan katı yağları çıkardıktan sonra yapmanız gereken ikinci önemli adım pişirme yöntemlerinizin doğru tercihi olmalıdır. Kızartma ve kavurmalardan uzak durmalı; daha çok haşlama, kendi suyunda pişirme, ızgara ya da fırında pişirme yöntemlerini tercih etmeliyiz. Bu şekilde aşırı yağ alımını sınırlamakla kalmayıp yemeğimizin besin kalitesini de artırmış oluruz. Yemekleri pişirirken fazla yağ kullanmamak, 1 kilogram sebzeye 2 yemek kaşığı sıvı yağdan fazlasını eklememeli ve et kullandığımız yemeklerin içine yağ koymamak soframızda yağ tüketimini sınırlamanın pratik yöntemleridir.Yediğiniz besinleri tanıyın. Besin etiketlerini okuyun, aşırı yağlı besinlerden ve içeriğini bilmediğiniz her türlü yiyecekten kaçının. Daha az yağ içeriği olan besinleri beslenmenize katın. Bu konuda gerekirse bir uzmandan yardım alın.Etiketleri okuyun ve az yağlı ürünleri tercih edin. Kolesterol hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunur ancak bu gruptaki besinlerin tamamen beslenmemizden çıkarılması bizi daha farklı hastalıklarla karşı karşıya getirir. Bu nedenle hayvansal kaynaklı süt, peynir, yoğurt, et gibi ürünlerin yağsız ya da az yağlı olarak tüketilmesi uygundur. Et seçiminde yağsız dana eti ya da derisi alınmış kanatlı hayvan etleri tercih edebilirsiniz. Kırmızı ve beyaz et tüketiminde tercihlerinizi doğru belirleyin. Kalp rahatsızlığına sahip bireylerde kırmızı et tüketiminin haftada fazla en iki kez iki köfte kadarı ( yaklaşık 60 g ) aşmaması gerekmektedir. Diğer günlerdeki et tüketimi ise beyaz et olmalı ve günde beş köfteyi (yaklaşık 150g ) aşmamalıdır. Etlerin yağsız kısmı tercih edilmeli ve mevsimine göre haftada iki kez beslenmemizde balığa yer verilmelidir.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren