Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

 

Sevgili okuyucular. Aktüle Avrupa' da yazmaya başlamaktan çok mutluyum. Çok değerli gazeteci arkadaşım Mustafa Ünal'ı nerdeyse Viyana' ya geldiğimden beri tanırım. O zamanlar kendisi çalıştığı gazete tarafından  İsviçre' den Avusturya' ya tayin edilmişti. Kendisiyle sık sık Serdar Beklen abimizin diş hekimi muayenehanesinde buluşuyorduk. Aradan geçen yıllarda benim de bir süre Almanya' ya gitmem sebebiyle bir iletişim kopukluğu oldu. Geçenlerde internet üzerinden yaptığımız konuşma sonrası bu sayıdan itibaren  Aktüle Avrupa gazetesinde yazmaya başladım. İnşallah okuyucularımıza sağlıkla ilgili en yeni bilgileri aktarabilmeyi umut ediyorum. Temennim bu yazılarıma uzun süre devam etme yönündedir.
Daha öncede bir kaç Türk gazetesinde yazmıştım. İlk olarak beni tanımayanlar için hakkımda kısa bir bilgi vermek istiyorum. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp fakültesi mezunuyum. 1995 yılında ihtisas için Viyana' ya geldim. Önce AKH' da Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon ihtisası yaptım. İlk geldiğimde ihtisasımı bitirip Türkiye' ye dönme niyetim olsada daha sonra Avusturya' da kaldım.  Bunun üzerine ikinci olarak iç hastalıkları ihtisası yapmaya başladım. Bu ihtisasın ilk yıllarını Almanya' da daha sonra ki 5 yılını AKH' da tamamladım ve iç hastalıkları uzmanı (İnternist) oldum. Şu sırada Otto Wagner Hastanesi (Baumgartnerhöhe) göğüs cerrahisi bölümünün ara yoğun bakımında internist olarak çalışmaktayım. Uzman olduktan sonra çeşitli muayenehanelerde hasta baktım. Şimdi 16. Viyana HUBERGASSE 6 numarada kendi muayenehanemi işletiyorum. Orada özellikle Türk hastaların kalp, akciğer, şeker, tansiyon, romatizmal hastalıklar, mide ve bağırsak problemleri , böbrek şikayetlerine çare bulmaya çalışıyorum. Ayrıca Fizik Tedavi alanındaki tecrübemle özel ağrı tedavileride uyguluyorum. Hareket programaları öğretiyorum. Zayıflamak isteyen yurtaşlarımıza uygun diet programlar hazırlıyorum.
Başlangıç olarak bugün size bir kaç tavsiyede bulunmak istiyorum
"Olabildiğince bio yiyecekler tüketin. Ucuz etlerden uzak durun. Özellikle sağlıklı olduğu söylenen tavuk ettine çok dikkat etmek gerekir. Çünkü bazı ülkelerde kafeslerde üst üste yaşayan tavukların hastalanmaması için antibiotik içirilmekte. Bu antibiotik vücuttan atılmadan hayvan kesilmekte ve bizde antibiotikli tavuk etti yemekteyiz. Bu vücudumuza giren mikropların antibiotiklere direnç kazanmasını sağlar.
"Antioksidanlar çok önemlidir.Bunlar kimyasal bileşimlerdir. Vücudumuz tarafından da üretilir ayrıca  dışarıdan gıda yoluyla da alınır. Vücutta metabolik faaliyetler sonucu serbest radikallerin oluşur. Bunun yanı sıra stres, sigara, güneş ışınları, bedensel ya da ruhsal aşırı yorgunluk, çevre kirliliği, röntgen ışınları hücrelerimizi, dokularımızı ve organlarımızı adeta paslandırırlar. Normal koşullarda, vücut kendi doğal antioksidan sistemleri (enzimler, vitaminler vb..) ile oksidanları zararsız hale getirir ve kendini korur. Ancak bazen bu koruyucu mekanizma yetersiz kalabilir. Antioksidanlar bu zararlı radikallerin oluşumunu önler ve böylece radikallerin sebep olabileceği tüm rahatsızlıklara karşı vücudu korur. Ayrıca yaşlanmanın olumsuz etkilerini de geciktirici özelliğe sahiptir. Özellikle kalp rahatsızlıkları, diyabet, makula dejenerasyonu ve kanser gibi hastalıklar başta olmak üzere bulaşıcı özellik gösteren hastalıklara karşı da koruyucu önlem teşkil eder. Antioksidanların bulunduğu yerler. En yaygın olarak bilinen antioksidanlar A,C ve E vitaminleri, beta-karoten, likopen, selenyum, flavonoidlerdir. Antioksidanlar değişik sebze, meyve ve tahıl ve kuruyemişlerin yapılarında bol miktarlarda bulunurlar. Örneğin; E vitamini en çok yeşil sebzeler, zeytinyağı, mısırözü yağı, ceviz, badem gibi kuru yemişlerde, kepekli ürünlerde bulunurken; A vitamini havuçta, C vitamini narenciye ürünlerinde, bazı koyu yeşil yapraklı sebzelerde, yeşil biberde; beta-karoten kayısı gibi turuncu sebze ve meyvelerin ve yeşil yapraklı sebzelerin büyük bir kısmında; likopen yoğunlukla domateste; selenyum tuna balığında, sarmısakta, sebzelerin çoğunda; flavonoidler ise esas olarak bazı çaylarda, kiraz, elma, üzüm ve şarapta bulunurlar. Çoğumuz özellikle de yaşlanmanın etkilerini geciktirmek amacı ile piyasada satılan destek haplarına başvuruyoruz. Ancak bu tür destekler doktor tavsiyesi ile alınmadığı taktirde ciddi sağlık problemlerine sebep olabilirler.
Gelecek sayıda buluşmak üzere. Sağlıklı günler dilerim.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren