Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020


 

Günümüzde teknoloji hızla gelişmekte. Yıllar önce hayatımızda olmayan teknolojik aletler hayatımızı çığ gibi sarmış vaziyette. Düşünsenize fazla değil on beş sene önce internetin ismini bilmezdik. Cep telefonu ise lüks bir aletti. Cep telefonu ile konuşanlara görgüsüz muamelesi yapılırdı. Oysa ki şimdi cep telefonu olmayan kişilere  herkes  "Garib bir insan" olarak bakıyor. Yoğun bir bilgi paylaşımı var. Özellikle yeni jenerasyon cep telefonları ile internet artık hayatımızın her alanına girdi. Bir de sosyal paylaşım siteleri var ki o bambaşka bir alan. Bazı insanlar nerdeyse tuvalate bile giderken diğer insanları bilgilendiriyor.
İnternetin ve bilgi paylaşımının bu kadar artması bir çok alanda hızlı bir bilgi paylaşım ortamını  beraberinde getirdi. Tabii bu alanlardan bir tanesi de tıp alanı. Eskiden enteresan bir tıp  yayını bulmak için kütüphanenin altını üstüne getirirdik. Bulamadığımızda o yayını ısmarlar sonrada haftalarca beklerdik. Bazen çok ümit beslediğimiz bu yayınların esasında hiç yeni bir şey getirmediğini görür ve haftalarca boşuna beklediğimiz için hayal kırıklığına uğrardık. Şimdi on dakikada onlarca yayına bakabiliyoruz. Hep yenilikerin konuşulduğu, doktorların dört gözle beklediği kongreler bile yavaş yavaş hiç bir yenilik getirmeyen turistik geziler olmaya başladı.
Tabii internette bilgi paylaşımı çok güzel bir şey. Ancak bu paylaşılan bilginin kaynağını da öğrenmek lazım. Son zamanlarda gerek Avusturyalı gerekse Türk hastalar bir hastalık duydukları zaman hemen internete sarılmaktadırlar. Çok ciddi ve iyi bilgi veren sitelerin yanı sıra bir çok yanlışları içeren sitelerde bulunmakta. İşte en önemli konu bu sitelerin birbirinden ayrılması konusudur. Yalan yanlış okudukları her şeye inan insanlar bazen hastalıkları ile ilgili çok abuk sabuk düşüncelere kapılarak karşımıza  çıkmaktadırlar. Tabii onların bu düşüncelerinin yanlış olduğunu söyleyince bazıları bize şüphe ile bakmakta  "Doktor Bey ben bunu internette okudum" diyerek adeta  "Doktor da bu işten anlamıyor" düşüncesine kapılmaktadırlar.  Lütfen internetten sağlık ile ilgili bir bilgi okuduğunuz zaman bilginin kaynağını iyi araştırın. Bu arada tıpta da yaşamın her alanında olduğu gibi sabit kuralların yanı sıra hekimin düşüncesine bağlı olarak çeşitli hastalıklara çeşitli yaklaşım ve tedavi biçimleri vardır. Bunu da unutmamak gerekir.
Ayrıca teknolojiyle ilgili bir konuya daha değinmek istiyorum. Özellikle kanser ve kronik  hastalıklarda insanlar hep bir arayış içindeler. Avusturya'daki Türk hastalar bana devamlı "Bu Avusturya`daki doktorlar bir şeyden anlamıyor. Biz Türkiye'ye gidelim. Oradaki doktorlar çok süper" demekte. Türkiye'deki hastalarsa  beni telefonla arayıp "Bu Türkiye'deki doktorlar bir şeyden anlamıyor. Bir de Avusturya' da filanca doktor varmış. Çok süpermiş. Bir de ona kendimizi göstersek"  diyerek benden randevu ayarlamamı istemektedirler. Ben ise ısrarla şunu söylüyorum. Doktorların tanrısal güçleri yoktur. Bazen bütün muayene sonuçları normal çıksada hastaların şikayetleri devam etmektedir. Bu bir çok doktorun en önemli sorunudur. Çok spesifik terapiler hariç dünyada bir çok hastalığın terapisi aynıdır (Örneğin Avusturya akçiğer transplantasyonunda dünyanın bir numaralı ülkesidir. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de akçiğer transplantasyonu bugüne kadar başarısızlıkla sonuçlanmıştır). İnternet üzerinden hızlı bir bilgi paylaşımı vardır. Gizli saklı terapiler yoktur. Gerek Türkiye'den buraya gerekse Avusturya' dan Türkiye'ye giden bir çok hasta harcadığı parayla kalmakta ve hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Geçen gün bizim klinikte çalışan Ganalı bir arkadaş benim fikrimi almak için, kalp hastası babasına Gana'da yapılan ilaç terapisini bana gösterdi. Sonuçta bizim burada yaptığımız terapinin aynısıydı. Bu da benim dediklerimi haklı çıkarmaktadır. Afrika'da ki doktorlarda bizimle aynı yayınları okumaktadırlar. Sadece bizim parasal imkanlarımız onlara göre fazladır. Sağlıklı günler dilerim.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren