Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020


 

Geçen gün muayenehaneme eşiyle birlikte genç bir bayan geldi. Eşi isyan halindeydi. ''Doktor bey bütün yemek düzenimiz bozuldu'' diye şikayet ediyordu. Genç bayana bir kan testi yapılmış. Bana gösterdiği sonuçlarda kolesterol hariç bütün değerler normal düzeydeydi. Kolesterolü ise normalin biraz üstündeydi. Bu sonuç bayanın bütün hayatını alt üst etmişti. Geçen yazımda da yazdığım gibi bu seferde aynı şey olmuş. Bayan hemen bilgisayarın başına oturmuş ve saatlerce internette hangisi ciddi hangisi gayri ciddi web sitesidir diye bakmadan kolesterol hakkında bulabildiği her şeyi okumuş.  İnternetten hastalıkları hakkında bilgi alan bir çok hastanın başına gelen bu bayanın da başına gelmiş. Aklında sadece negatif bilgiler kalmıs. Dolayısla panik halinde ve ölüm korkusuyla hayatın stilini değiştirmeye başlamış. Kendisine uzun uzun sadece kolesterol yüksekliği nedeniyle kimsenin ölmediğini anlattım. Ona son yıllarda yapılmış ve çok iyi bilimsel  dergilerde yayınlanmış kolesterol araştırmalarını gösterdim.  Eşi benim anlattıklarımdan çok mutlu oldu  Ama bayan hala  okuduklarının etkisinde olduğu için (ne yazık ki okuduklarının bir çoğunun bilimsel bir alt yapısı yoktu) benim söylediklerime mesafeli yaklaşıyordu. Daha sonra ilginç bir şey oldu ve bayan çantasında bir  şey ararken sigara paketini çıkarttı. 'Günde Kaç sigara içiyorsunuz ?'' diye sorduğumda ''Bir paket'' diye cevap verdi. İşte ilginç bir durum daha. Bir tarafta zararsız hafif yüksek kolesterol değerine karşı gösterilen tepki öte yandan başta kanser, damar sertliği, felç, solunum yolu problemleri gibi bir çok hastalığın en önemli  tetikleyicisi sigaraya karşı vurdumduymazlık. Hastaya giderken ''Her sabah iki taze yumurtayı köy tereyağında pişirin, içine pastrırma doğrayın. Afiyetle yiyin. Şeker, tansiyon, kalp hastalığı veya kilo fazlalığınız olmadıkça hiç bir şey olmaz. Ama sigara içtiğiniz sürece hiç hastalık süpriz olmasın'' dedim
Nedir bu kolesterol? Son zamanlarda özellikle türk televizyonlarında çok tartışılan konulardan bir tanesi. Kolesterol vücudumuzun bütün hücrelerinde bulunan yağ benzeri bir maddedir. Kolesterol hücre zarının, bazı hormonların yapımında kullanılır. Kolesterol bir yandan karaciğerde üretilirken diğer yanda besinlerle de alınır. Et, süt ürünleri, yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinlerde kolesterol bulunur, meyve, sebze ve tahıllarda ise bulunmaz. Kolesterol karaciğerden hücrelere ve hücrelerden tekrar karaciğere kan yoluyla taşınır. Kolesterol ve diğer yağlar kanda erimedikleri için lipoprotein denen paketler halinde taşınırlar. Bunlardan kolesterolü taşıyanlar iki cinstir, bunlar LDL-Kolesterol ve HDL- Kolesteroldür. LDL kötü, HDL ise iyi kolesterol olarak bilinir. Ancak son çalışmalar bunun tamda doğru olmadığını göstermektedir.
Bir grup doktor kesinlikle kolesterol ilaçlarına karşıdırlar. Bu ilaçların hiç bir yararı olmadığını söylerler. Diğer bir grup doktor ise en ufacık kolesterol yüksekliğinde statin denilen kolesterol düşürücü ilaçları verir. İnsanların bu durumda doğal olarak kafası karışıyor. Benim kendi tecrübelerimle oluşturduğum bir yolum var. Bütün hastalar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Vücüda en büyük zararı veren hastalıkların başında şeker hastalığı gelmektedir. Bu hastaların kardiovasküler hastalıklardan ölme şansı normal insanlara göre çok çok yüksektir. Şeker hastalığı mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Bu hastalarda yüksek kolesterol risk arttırıcı bir faktördür. Kontrol etmekte zorlandığımız şeker hastalarına ben statin türü ilaçlar veriyorum. Bir kaç kalp krizi hikayesi olan hastalarda da kolesterol risk oluşturur. Benim fikrime göre bu hastalara da kolesterol ilacı verilmelidir. Hiç bir risk taşımayan sadece kolesterolü yüksek insanlara ilaç vermek gereksizdir. Bol spor ve iyi beslenme en güzel ilaçtır. Sağlıklı günler dilerim.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren