Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019


Vücudumuzda bütün organlar hücrelerden oluşmaktadırlar. Hücreler ancak mikroskopla görülebilen vücudun yapı taşlarıdır. Hücreler bölünme yeteneğine sahiptirler. Hücreler bu yeteneklerini ölen hücrelerin yenilenmesinde ve yaralanan dokuların tamirlerinde kullanırlar. Hücrelerin bu bölünme kabiliyetlerinin de bir sınırı vardır. Her hücre sınırları belli bir bölgede belli sayıda bölünür. Bu sınırlara gelince bu bölünme durur. Ancak vücutta bazı hücreler deformasyona uğrar ve kanser hücresi oluşur. Sağlıklı bir insanda günde bir çok kez kanser hücresi oluşmaktadır ancak bu hücreler vücudun savunma sistemi tarafından hemen yok edilmektedir. Ancak bazen çesitli etkenlerin sonucu kanser hücresi kontrol altına alınamaz. Bunun neticesinde kanser hücresi kontrolsüz bir şekilde ve sınır tanımaksızın bölünmeye başlar. Sonunda ise kanserin türüne göre, kitleler oluşturup (tümör) normal dokulara bası yapar ve/veya dokuların içlerine sızar ya da onları tahrip eder. Ayrıca bulundukları yerde durmayıp uzaktaki organlarada atlar (metastaz) ve böylece vücudu sarar. Bütün bunların sonunda vücut organlarının fonksiyonlarını bozup ölüme sebeb verir.
Türkiye'de sağlık bakanlığının 2011 verilerine göre erkeklerde en sık görülen kanser tipi akciğer olurken, görülme sıklıklarına göre kanser türleri şöyle sıralandı: Akciğer, prostat, mesane, kolorektal, mide, Kadınlardaki kanser türlerinde ise başı meme kanseri çekerken sıralama şöyle oldu: Meme, tiroit, kolorektal, uterus korpusu ve akciğer. Türkiye`de erkeklerdeki her 10 kanser ölümünden dördü akciğer kanserinden kaynaklanmaktadır. Bu arada Türkiye'de kadınlarda da akçiğer kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Avusturya'da ise  en sık görülen kanser türü erkeklerde prostat, kadınlarda ise meme kanseridir. Her iki cinste de ikinci sırayı akciğer kanseri alırken üçüncü sırada  kalın bağırsak kanseri gelmektedir. Ölüm nedenleri arasında ise akciğer kanseri hem erkeklerde hem de kadınlarda birinci sıraya oturmaktadır.
Tüm kanserlerin yaklaşık % 50 sini önlemek mümkündür. Önleme ve korunmada ise erken teşhis ve etkin tedavin en önemli faktörlerdir. Tütün ve tütün ürünleri herkesin bildiği gibi akciğer kanserinin bir numaralı sebebidir. Sigarayı bırakmak, beslenme alışkanlıklarını değiştirmek ve fiziksel aktivite aktiviteyi arttırmak kanserden korunmada büyük önem taşır. Şişmanlık meme ve kalın bağırsak kanseri gibi bazı kanser türlerinde önemli rol oynar. Bunların dışında yanlış beslenmenin kanserle ilişkisi gelişmiş ülkelerde yüzde 30, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 20 oranındadır. Aşırı hayvansal yağ tüketiminden ve kömürde yapılmış ızgaralardan kaçınılmalıdır. Yeşil yapraklı ve bol posalı yiyecekleri tercih ederek fazla kaloriden uzak durmak gerekmektedir. Şeker kanser hücrelerinin en sevdiği yiyeceklerin başında gelmektedir. Bugün kanser teşhisinde kullanılan PET yönteminde bir  şeker türevi olan ve pozitron ışıması yapan flor-18 ile işaretlenmiş fdg molekülü damar yoluyla enjekte edilerek hastaya uygulanır ve bu şekerli maddenin vücutta dağlımına bakılır. Kanser hücreleri şekeri kendilerine çektikleri için bu madde kanser olan yerde birikir. Bu da dolaylı biçimde fazla tüketilen şekerin vücuda verdiği  zararı göstermektedir. Düzenli egzersiz yapmak önemli bir unsurdur. Haftada 3 gün uygulanan egzersiz hem kanserden korumada hem de kalp hastalıklarına karşı çok iyi bir yöntemdir. Ayrıca enfeksiyonların tetiklediği kanserler vardır. Bunların  başında karaciğer ve rahim ağzı kanseri gelir. Hepatit B ve HPV aşısı koruyucu bir faktör olabilir. Güneş yanıklarından ve solaryumlardan kaçınmamız lazımdır.
Özellikle dört kanser türünde erken tanı çok önemli. Bir tanesi her sekiz kadından birinide görülen meme kanseridir. Bunun için 30 yaşından itibaren kadınlar her ay adet döneminin 5 ile 8. gününde aynanın karşısında kendi kendine  meme muayenesi yapılmalıdırlar. 40`lı yaşlardan itibaren yıllık mamografi kontrollerine gidilmelidir. Kesinlikle sigaradan uzak durulmalıdır. Rahim ağzı kanserinde ise cinsellik başladıktan sonra jinekologlara giderek düzenli taramaların yapılması gerekmektedir. 50 yaş üstü erkeklerde ise düzenli prostat kanseri taramaları erken teşhis için önemli. Ayrıca sigara içenlerde her 6 ayda bir, içmeyenlerde ise sene de bir akciğer röntgeni çekilmelidir. Tüm bunlar sağlandığı takdirde kanserin görülme sıklığı ve buna bağlı ölümlerde ciddi azalma olacaktır.
Kansere yakalanmış insanların mutlaka bu işin uzmanına gitmeleri gerekmektedir. Yeni bulunan gerek kemoterapi gerek radyoterapi yöntemleriyle kanserli hastaların yaşama süresi geçmiş yıllara göre çok uzatılmıştır. Hatta bazı kanser türlerinde (kan ve lenf kanserleri gibi) tamamen iyileşme sağlanmaktadır. Özellikle televizyonlarda satılan her kansere iyi geldiği söylenen   saçmalıklardan uzak durulmalıdır. Hepinize sağlıklı günler dilerim.
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren