Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

Yine milli maçlar ve Avrupa maçlarıyla dolu haftaları yaşadık... Milli Futbol Takımımızın olmak yada olmamak maçı olan Eskişehir'deki İzlanda maçını çok kötü bir futbolla farklı kaybetmesine hepimiz üzüldük, çünkü gruptan çıkma şansımız yok oldu.... A Milli Futbol Takımız kendine yakışmayan bir duruş sergiledi ve hayallerimizi karartı.Yine milli maçlar ve Avrupa maçlarıyla dolu haftaları yaşadık... Milli Futbol Takımımızın olmak yada olmamak maçı olan Eskişehir'deki İzlanda maçını çok kötü bir futbolla farklı kaybetmesine hepimiz üzüldük, çünkü gruptan çıkma şansımız yok oldu.... A Milli Futbol Takımız kendine yakışmayan bir duruş sergiledi ve hayallerimizi karartı.
Ama aynı dönemde Ampute Milli Futbol Takımızın başarısı, yani Dünya Şampiyonu olması ülkece hepimizi gururlandırdı... Ampute, yani kolu bacağı eli olmayan engelli vatandaşlarımızın oluşturduğu milli takım için yazılacak o kadar çok şey var ki sayfalar dolusu... Ve uzun süredir bir milli takım için ülkece böylesine sevindik ve kenetlendik... Ampute Milli Futbol Takımımız bu başarısıyla sadece ülkemizin değil Dünya'nın gündemine oturan milli takım oldu... Ampute Milli Takımız kazanmanın yanında sahada ortaya koydukları ruhlarıyla kendilerini alkışlatırken herkese sevinç gözyaşı döktürdü... Herkes gibi bende Ampute Milli Takımımızı ayakta alkışlıyor ve "Alnınızdan Öpüldünüz" diyorum.
Her ne kadar bazıları kabullenmese de 2002 Dünya Kupası'nda A Milli Futbol Takımımızın estirdiği sevinç rüzgarını estirdi Ampute Milli Takımımız... Benim en büyük isteğim ve beklentim futbolda bu başarıyı sağlayan Ampute Milli Takımızın bizlere yaşattığı sevincin karşılığını ülkece onlara vermek... Nasıl mı?... Devletimiz ve mülki amirlerimiz maddi yönden yardım ederken bizlerde vatandaş olarak onların sokaklarda, alış veriş yerlerinde rahat dolaşması ve hareket etmesi için yardımcı olmalıyız... Örneğin onların araç koyacağı yere araçlarımızı koymamalıyız, onların için özel yapılan iniş çıkış rampalarını kapatmamalıyız gibi...
Ve kulüp takımlarımız... Şampiyonlar Ligin de Beşiktaş fırtına olup esti ve üçte üç yaptı... Bu küçümsenmeyecek bir başarı, çünkü daha önce böylesi bir tabloyu başka Türk takımı oluşturamamış... Gruptan çıkmayı garantileyen Beşiktaş kazandığı her maç için maddi yönden de büyük gelir elde etti... Ayrıca kadrosundaki futbolcularının Avrupa piyasası yükseldi... Şenol Güneş'le çok iyi bir trend yakalayan Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde final oynarsa sürpriz olmaz.
UEFA Avrupa Ligi'ne katılan Atiker Konyaspor ile Başakşehir Futbol takımı ise beklenenin gerisinde kaldı... Atiker Konyaspor kendi sahasında Salzburg'la oynadığı maçı şanssız bir şekilde kaybetti... İlk dakikalarda yediği golle oyun konsantrasyonu bozulan A. Konyaspor ikinci golü de yiyince tüm ümitlerini yitirdi... Ama yine de A. Konyaspor'u oralara kadar geldiği için kutlamak gerekir.
UEFA Avrupa Ligi'nde oynayan diğer takımız Başakşehir'de Bundesliga takımlarından Hoffenheim'a karşı 3-1 kaybetti... Futbolda kazanmak kadar kaybetmekte vardır "ama" ön hazırlık, düşünce ve kadro oluşumu kazanma veya kaybetmeye zemin hazırlar... Atiker Konyaspor sahaya tam kadro çıkıp rakibiyle dişe diş mücadele ederken Başakşehir yedek ağırlıklı bir kadroyla gitti Almanya'ya ve hiç bir varlık gösteremeden kalesinde 3 golle döndü İstanbul'a.
Başakşehir ilk 11'de oynayan Emre dahil 4-5 as oyuncusunu götürmedi Almanya'ya... Neymiş efendim 3 gün sonra Beşiktaş'la oynayacağı maçı düşünerek böyle bir değişikliğe gitmiş... Doğrudur yanlıştır, eğer Abdullah Avcı öyle düşündüyse büyük hata yapmış... Çünkü
Başakşehir'in Almanya'dan alacağı bir galibiyet veya beraberlik 200 ile 300 bin Euro kulübe kazanç getirecekti, hadi o kendi kayıp ve kazançları... Ama bunun dışında ve daha önemlisi var... Başakşehir'in beraberliği veya galibiyeti ülke puanımıza büyük katkı sağlayacaktı!..

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren