Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

Türkiye Spor Toto Süper Lig'de ısınma turları devam ediyor... Isınma turları diyorum, çünkü daha sezonun başı hem takımlar tam oturmuş, kendini bulmuş değil hem de sonuçlar her türlü sürprize açık... Bunun için bu yazımda milli takımımızın katıldığı UEFA Uluslar Lig'inden söz etmek istiyorum. Türkiye Spor Toto Süper Lig'de ısınma turları devam ediyor... Isınma turları diyorum, çünkü daha sezonun başı hem takımlar tam oturmuş, kendini bulmuş değil hem de sonuçlar her türlü sürprize açık... Bunun için bu yazımda milli takımımızın katıldığı UEFA Uluslar Lig'inden söz etmek istiyorum. 
Biliyorsunuz yıllardır milli takımımız istenilen ve beklenilen başarının gerisinde kaldı... Her yıl yenileniyoruz, yeniden yapılanıyoruz sözleriyle gündeme gelen milli takımımız oynadığı maçlar sonrası yine aynı hamam aynı tas misali hüsranı yaşattı... En son hayal kırıklığı da  çok büyük ümitlerle ve beklentilerle takımın başına getirilen ve Türkiye Futbol Direktörü unvanı verilen Fatih Terim ile oldu... Konuşmalarında ve kağıt üzerinde güzel şeylerin olacağını vaat eden Fatih Terim hiç bir varlık gösteremeden bir ton parayı aldı ve gitti.
Sonra yine yeniden yapılanma gündeme taşınarak tecrübeli ve Türkiye'yi iyi tanıyan Lucescu milli takımın başına getirildi... Bence buda yanlış bir seçimdi, ama işin başındakiler öyle uygun gördü... Lucescu ile de başlangıç iyi olmadı kötü hazırlık maçları sonucu UEFA Uluslar Lig'e katıldık.
İlk maç Rusya ile Trabzon'daydı... Rusya güçlüydü ama 2018'deki kadrosundan çok oyuncu yoktu... 2018 Dünya Kupası'nda çeyrek final oynayan Rusya'da Ignasevich futbolu, Zhirkov ve Samedov milli takımı bıraktı... Ayrıca 2018 çeyrek final kadrosundan 4 futbolcuda çeşitli nedenlerden dolayı kadroda değildi..
Kısacası oldukça eksik ve yenilenmiş bir Rusya'yı Trabzon'da yeneceğimizi umut etmiştik... Ama olmadı, yine evdeki hesap çarşıya uymadı ve kaybettik...Bu maçın kaybedilmesiyle yazılı ve görsel spor medyası ortalığı adeta toz duman etti, ne Lucescu kaldı ne de milli oyuncular... Oysa iki üç gün sonra deplasmanda İsveç maçı vardı.
İsveç'teki maçta 2-0 skoru 3-2 ye çevirip sahadan galibiyetle ayrılan millilerimiz bu defa adeta göklere çıkardı... Hakikaten İsveç deplasmanında millilerimiz bir mucizeyi gerçekleştirdi... Bu başarıda tabi ki Lucescu'nun da payı büyüktü.
Milli Takımımız yaptığı iki maçta iki farklı tablo ortaya koydu, futbolda olur böyle şeyler, ayrıca milli takım kadrosu yıllardır yaz boz tahtası gibi oldu... Ama Türk spor medyası da öyle...  O kadar garip gelişmeler yaşanıyor ki spor medyasında ne kadar tutarsızlık ve döneklik varsa cümlelerle bütünleşiyor.
Rusya yenilgisiyle yerden yere vurulan Lucescu ve milli oyuncular üç gün sonra kazanılan İsveç maçı sonrası göklere çıkarılıyor, öve öve bitirilemiyor... İsveç karşısında kazanan millilerimizin eksiği yok muydu vardı, ama göz ardı edildi skor bakarak herkes methiyeler yazma yarışına girdi... Rusya maçından sonra Lucescu'ya "defol git ihtiyar" diyenler, İsveç maçından sonra  "I Love You Lucescu" gibi ve benzeri başlıklar attılar.
Rusya yenilgisinden sonra sesi çıkmayan TFF Başkanı Yıldırım Demirören'de İsveç maçı sonrası "Milli ruhumuzun gücünü dünyaya göstereceğiz." dedi... Yıllardır milli takımımızın istenilen düzeye gelmemsi, beklenen başarının gerisinde kalması sadece teknik ekip ve futbolcuların suçu değil; en tepedeki yöneticiden spor medyasına kadar her kesin payı var, bu kötü gidişatta... İnşallah İsveç maçı bir milat olur da, milli takımımız bundan sonra oynadığı oyun ve aldığı sonuçla hep alkışlanır!

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren