Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

 

Engin İpekoğlu'nu az çok tanırsınız.
Futbola Viyana'da başlamış Fenerbahçe'de noktalamış milli kalecimiz.
Şimdi teknik direktör olarak futbol yaşamını sürdürüyor...
Engin İpekoğlu ile 1980'li yılların başında Viyana'ya Üniversite eğitimi için geldiğim günlerde tanışmıştım.
Prater SV'da kalecilik yapan Engin, Ataspor takımında da santrafor olarak oynuyordu.
Sonra Türkiye macerası başladı.
Önce Sakaryaspor, ardından Beşiktaş ve Fenerbahçe...
Gösterdiği başarı Engin'i milli takımın kalesine kadar yükseltti...
Ve şimdi Engin İpekoğlu teknik direktör olarak  Türk futbolu arenasında.
Bunları neden yazdım?
Bayramın ikinci günüydü telefon etti bayramlaştık ve benimle konuşması gereken konuların olduğunu vurguladı.
Zaten sık sık görüşür dertleşiriz...
Bu arada belirtmem gereken bir başka konu daha var.
Engin İpekoğlu bu sezon Denizlispor'da teknik direktörlük yapmaya başlamıştı.
Bizimde ayağımızın biri devamlı baba memleketi Denizli'de olduğu için  Engin'le daha sık görüşmelerimiz başladı.
Denizlispor uzun süre yönetim seçimi için kaosu yaşadı.
Olağan üstü genel kurul üç beş defa tekrarlanınca önemli oyuncuları başka takıma gitti.
Engin İpekoğlu ile yeni oyuncu transferi gerçekleşti ve yeniden bir yapılanmaya girdiler.
O kadar karmaşalıktan sonra oluşan takım çok iyi olmasa da, her geçen hafta daha iyi olma yolunda ilerliyordu.
Ama maalesef Engin İpekoğlu Denizlispor'un başında 9 hafta kalabildi.
Ortada endişe verici başarısız bir tablo olmamasına rağmen İpekoğlu'nun görevine son verildi.
Ve Türkiye'de bir çok takımda olan kulüp yöneticiliğindeki tutarsızlık Denizli'de de yaşandı.
Çünkü teknik adamın görevden uzaklaştırılması takımın başarılı veya başarısız olmasından değil farklı bir nedenden!
Engin İpekoğlu bazı yöneticilerin, oyuncu oynatma tercihi üzerine baskı yapmasına fırsat vermeyenince Denizli'deki çalışma süresi kısa oldu.
Denizli'den ayrılacağı gün Engin'le buluşup uzun uzun konuştuk.
Her ikimizin de ortak buluştuğu nokta " Türkiye'de sadece futbolda değil, bir çok konuda iş yapmak, çalışmak hatta yaşamak çok zor."
Oysa yıllar önce Viyana'da ki sohbetlerimizde, oradan bakınca Türkiye'deki futbol kulüplerinin büyüleyici görüntüsünü çok konuşmuştuk.
Engin'i dinleyince bir kez daha anladım ki;
Maalesef futbol takımlarımızın içi farklı, dışı farklı... Yani dışı bakanları, içi orada yaşayanları yakıyor!

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren