Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020


Yazıya başlarken kafamda iki konu vardı; ilki futbol sezonunun iyisi kötüsü, güzeli çirkini üzerine detaylı bir değerlendirme yapmaktı... Çünkü farklı bir sezon yaşandı, favoriler kaybetti; kaybetmesi beklenenler kazandı... Düşündüğüm ikinci konuda  12 Haziran'da başlayacak Dünya Kupası üzerineydi... Dünya Kupasına Türkiye katılamıyor "ama" Dünya Kupasına katılamayan ülkeler arasında kupaya en çok futbolcu gönderenler içinde 24 futbolcuyla  Türkiye'de var... Türkiye'de 15 değişik takımda top oynayan 24 yabancı futbolcu ülkesinin milli takımıyla Dünya Kupasına katılıyor.
Yukarıda kısaca değindiğim iki konuyu yazmaktan bir anda vazgeçtim, çünkü son haftalarda "yine" gölgesinin ötesini göremeyen bazı egomanyaklar Aziz Yıldırım ile Ersun Yanal'ı yerden yere vurmaya başladı... Her ne kadar "meyvesi olan ağaç taşlanır" denilse de, durum öyle değil, mesele meyveli ağaç meselesi değil, işin içinde başka ali cengiz oyunları var...  Fenerbahçe ve Ersun Yanal ile ilgili adil olmayan tartışmayı başlatanlar; bilinç altında, spor adına nefret  tohumu yetiştirenler!..
İşte bunun için bir kez daha Fenerbahçe'yi yazmaya karar verdim... Her türlü olumsuzluklara rağmen sezonu en yakın takipçisine 9 puan fark atarak şampiyon bitiren Fenerbahçe'nin neyi tartışılır?.. 3 Temmuz'un kalıntıları olan bir zamanda ve çok zor şartlarda teknik direktörlük görevini üstlenen ve takımı şampiyon yapan Ersun Yanal'ın neyi tartışılır?.. Doğal olarak hiç bir şeyi!.. Ama ne yazık ki bazıları Ersun hocanın imzasından ve Fenerbahçe'nin şampiyonluğundan kaos oluşturmak düşüncesiyle sahne alıyor.
Maalesef bu ülke öyle bir ülke ki; diğer konularda olduğu gibi futbolda da kendi gibi olamayanlar, kendi gerçeği ile yüzleşemeyenler bir hayli fazla... Hele söz konusu Fenerbahçe ise bazılarının kıskançlık egoları tavan yapıyor bunun içinde herkesten önce, herkesten çok daha keskin ve hızlı Fenerbahçe'yi yargılamaya başlıyor...  Tabi ki ahlaklı ve ahlaki sınırlarının içinde kalmasını bilenler; zor bir dönemden geçen  Fenerbahçe'nin  şampiyonluğunu tartışmıyor;  gösterdiği birlik beraberlik, gayret ve dayanışmayı  alkışlıyor...
Herkes çok iyi biliyor ki, 3 Temmuz'da başlayan "pardon" başlatılan olaylardan sonra Fenerbahçe'ye her türlü yıkıcı, yok edici yalan ve iftira yollarını açtılar...  Bütün bunlara rağmen Fenerbahçe dimdik ayakta durduysa tabi ki bunda taraftarın önemli bir payı ve katkısı var...  "Ama" asıl yükün altında olanlar; bütün yıkıcı sözlü ve manevi saldırılara rağmen başkan Aziz Yıldırım'ın, Tüm engellemelere rağmen ayakta kalan Ersun Yanal'ın, saha da konsantrasyon ile motivasyonlarının bozulması için bütün çalışmalara, söylentilere kulak tıkayarak işlerine bakan futbolcuların dik duruşu çok daha önemli ve anlamlıydı!
Kim ne derse desin, Fenerbahçe bu sezon tarihine en güzel ve anlamlı bir şampiyonluğu yazdı...  Her ne dense Fenerbahçe'nin bu başarısı bazılarına rahatsızlık verdi... Aynen gecikmeli yayınlanan  şampiyonluk klipinin bazılarını "huysuzlaştırdığı" gibi... Aslında "Onlar" Fenerbahçe'yi kıskanmamalı, ders almalılar... Fenerbahçe'den çok daha iyi şartlarla lige başlayanlar ne yaptı? Sezon başında açık ara şampiyon olabilecekleri bir fırsatı yakalayanlar, sezonu ikinci bitirebilmek için canlarını dişlerine taktılar ve bütün çabalarına rağmen 9 puan farkla ikincilik koltuğuna oturabildiler.
Kabul edin veya etmeyin  Fenerbahçe'de çok farklı bir camia; özellikle son 2-3 yılda daha da gelişen bütünlüğe ait önemli bir değer sistemi var, bu değer sistemi kim olduğunu, ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini belirliyor...  
Sonuç olarak... Ersun Yanal'ı ve Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu tartışmaya açanlar; tartışmamalı,  alkışlamalı... Bundan utanılacak bir şey yok ki, hem sonra "Onlar" alkışlamaya alışmalılar; çünkü gelecek sezonda sarı lacivertli camia da aynı "bütünlük" ve dayanışmayla Ersun hoca bu işi bir kez daha başaracak "ve" şampiyon Fenerbahçe olacak!
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren