Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019

 


Çağımızın hastalığı, küçükten büyüğe, her yaştan insanı etkileyen stresin, vücudumuzda yarattığı zararlar hepimizce malum. Özellikle yanlış beslenme alışkanlıkları ve spor yapmamanın da etkisiyle, stres etkisini daha da fazla gösteriyor. Hastalıkların temel kaynaklarından birinin stres olduğunu hepimiz biliyoruz. En çok da sindirim sistemimiz üzerindeki etkileri çok belirgindir. Bu yüzden, hepimiz, hayatımızda en az bir kere, stres kaynaklı sindirim sistemi rahatsızlığı yaşamışızdır.
Okulda sınav haftasında karında sancılar, iş görüşmesine giderken bağırsakların bozulması, aşık olunca midede kelebeklerin uçuşması ya da sinirlenince mideye vuran yumruk gibi ağrı... Bunların hiç biri tesadüf değil.
Kafatasımızın içinde milyonlarca sinir hücresi ve bu hücrelerin de milyarlarca sinir ağı bulunmakta. Bunların dışında, görme, duyma gibi önemli fonksiyonları kontrol eden 12 tane çok mühim sinir yolaklarımız ( Cranial Sinir ) bulunmakta. Bu sinirlerden 11 tanesi, başımızda bulunan sistemlerde işlev gösterirken, 1 tanesi doğrudan mideye inerek burayı etkiler. İşte bu yüzden, kötü bir koku duyduğumuzda ya da stres yaptığımızda, midemiz bulanır. Çünkü bu sinir beyinden doğrudan doğruya mideye etki eder. O yüzden de stres, mide-başırsak sistemi hastalıklarında başroldedir.
Sindirim sistemimiz sadece içeriden değil, dışarıdan da her gün çeşitli saldırılara maruz kalır. Yemeklerin aşırı acı, ekşi, sıcak, soğuk, tuzlu, asitli ya da az çiğnenmiş olması, direkt olarak tüm sistemi etkiler.
Sizin de tecrübeniz olmuştur. Acılı yemek yedikten bir süre sonra, ağıza doğru gelen yemek tadı ve tuvalette, boşaltım yaparkenki hafif yanma hissi. Bu kadarcık az stresle bile tüm sistemin etkilendiğini görünce, aslında beslenme alışkanlıklarımızın, vücudumuzu sağlıklı tutmak için ne kadar önemli olduğunu da görmüş oluyoruz.
Bu ayki yazımda, sindirim sistemi hastalıklarından en yaygın olarak görülen ülserden bahsetmek istiyorum. Ülser ( s, Geschwür ), midenin içten koruyucu zarının ya da dokusunun iltihaplanması, yani yara olmasıdır. Mide, yiyecekleri sindirirken asit salgılar. Bu asit o kadar güçlüdür ki, hem yiyecekleri, hem yiyeceklerle gelen mikropları hem de midenin kendisini eritecek kadar güçlüdür. Aynı, elimizdeki deri gibi, midenin koruyucu zarı da, çeşitli nedenlerle hasar görebilir ve yaralanabilir. İltihaplanır, kızarır hatta kanama olur. Yaranın iyileşmesi için de, iltihabın kuruması gerekir. Ancak midede bu neredeyse imkansızdır. Zira, midemiz her gün defalarca dışarıdan tekrar tekrar yiyeceklerle dolar. Bu yiyecekleri sindirmek için tekrar asit salgılar. Bu asit de yarayı tekrar yakar ve derinleştirir. Bu bir kısır döngüdür aslında. Ülser tedavisinde yapılması gereken, bu döngüyü kırmaktır.
Öncelikle, mideye zarar veren stres faktörünü elimizden geldiğince azaltmaya çalışmalıyız. Ama bu devirde bu mümkün mü? O yüzden azaltmaya çalışmak en doğru yol olacaktır.
Artık bilimsel çalışmalar şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteriyor ki, sigara, sindirim sistemi üzerinde de zararlı. Eğer ülseriniz varsa, ilk iş sigarayı bırakmalısınız.
Midenin kendini iyileştirebilmesi için, ona zaman tanımamız gerekli. O yüzden, sağlıklı gıdalarla kahvaltı ve akşam yemeği yemeli, mümkünse öğle yemeğini hafif geçirmeli, ara öğün yapmamalıyız. Bu sayede, mide yiyecekleri öğütmek için daha az asit salgılar ve kendini koruyacak tabakayı sentezleyebilir. Zaten tıbbın babası İbn-i Sina da, ‘İki öğün sağlık, üçüncü öğün hastalık.’ demiştir. Bir not: Akşam yemeğinde pişmemiş yiyecekleri tüketmeyin. Örneğin salata, sağlıklı gibi görünse de, çiğ olduğu için, mideyi çok yorar.
Peki hangi yiyecekleri tüketmeliyiz?
• Avocado, yağlı yapısı ile mideyi yormadan, K vitaminince zengin yapısı sayesinde iyileşmeyi tetikler.
• Elma, içeriğindeki flavanoidler ile iltihapların ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur.
• Hakiki zeytinyağı, gerçek bir ilaçtır. Hem yağlı yapısı hem de E vitamini içeriği ile, hem iç organlarımızdaki hem de cildimizdeki tüm yaralar için iyileştiricidir.
• Vücudumuzu koruyan en önemli yiyecek bence yoğurttur. Ev yapımı yoğurt ve turşu, içeriğindeki yararlı bakteriler ile hem vücudu iyilestiriyor hem de koruyor. Ayrıca bu bakteriler, ülsere neden olan mikropların azalmasını sağlıyor.

Hangi besinler zararlı?

Aslında ülser yarası olan herkes, kendine iyi gelen ya da rahatsız eden yiyecekleri bilir. Ancak yine de kısaca söylemek gerekirse; her türlü gazlı içecekler/ meşrubatlar, her türlü pakete girmiş, işlenmiş gıda, her türlü kızartma ve aşırı sıcak yemekten ve içmekten kaçının.
Ben prensip olarak, baharatların iyileştirici gücüne inanıyorum. Özellikle acı biber, kan dolaşımını artırarak, aslında iyileştirici rol de oynamaktadır. Bu yüzden, size “acıdan uzak durun” demeyeceğim. Ancak ölçülü olarak tüketmenizi tavsiye ederim.
Hepimize sağlıklı ve bol keyifli bir yaz dilerim.

Soru, görüş ve önerileriniz için e-mail yollayabilirsiniz.
Sağlıkla kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren