Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019



Bütün Avusturya’da havalar bir anda soğudu. Artık ara mevsim geçişleri çok sert. Okulların da açılmasıyla birlikte soğuk algınlığı vakalarındaki artış gözle görülür duruma geldi. Önce baş ağrısı, boğazda yanma, burun akıntısı; sonra halsizlik ve güç kaybı... Soğuk Algınlığı! Her yetişkin birey yılda ortalama en az 3 kez soğuk algınlığına yakalanırken, çocuklarda bu durumla daha sık karşılaşırız. Çocuklar hem daha duyarlı oldukları için hem de okul ya da kreş gibi toplu alanlarda daha çok zaman geçirdikleri için, hastalıklara daha açıklardır. Bağışıklık sistemimizin çeşitli nedenlerle zayflaması, havaların soğuması, yetersiz ve düzensiz uyku soğuk algınlığına davetiye çıkarır. Bu ayki yazımda soğuk algınlığından nasıl uzak durulması ve soğuk algınlığına yakalandığımızda neler yapmamız gerektiğini ele alacağız.
En iyi tedavi yöntemi, hastalıktan korunmaktır. Koruyucu olarak, ev doktorunuza danışarak da kendinizi ve ailenizi koruma altına almanız, gelecekte hastalıkların önüne geçmenize yardımcı olacaktır. Mevsim meyveleri ( portakal, mandalina, elma... ) ve mevsim sebzeleri (pırasa, turp, havuç...) tüketerek öncelikle vücudumuza gerekli vitaminleri dengeli olarak sağlamış oluruz. Bunun dışında;
• Günlük 3-4 fincan bitki çayı içmek oldukça faydalıdır. Hem sıcak olduğundan, hem de kafein içermediğinden kahveye göre daha çok faydalıdır. Kuşburnu, papatya, adaçayı, rezene gibi  çeşitli çaylar hem güzel tadı hem de verdiği sağlıkla tercih edilmeli. Ayrıca nane ve kekik çayı da tüketilebilir.
• Nane çayı, aslında bizim anneannelerimizin de yaptığı ‘nane-limon’.  Küçük bir cezveye (3 kahvelik gibi) 2 tatlı kaşığı kuru naneyi koyun. Yarım limonu kabuklarıyla beraber küçük küçük doğrayıp nanelerin üstüne koyun ve limonları geçecek kadar soğuk su ekleyip ocağa koyun. Kısık ateş üstünde, bazen karıştırarak kaynatın. İçerken de tekrar limon suyu ekleyerek tüketebilrsiniz. Kekik çayı için de yine aynı tarifi uygulayabilirsiniz.
• Hava ne kadar soğuk olursa olsun, günde en az 20 dakika açık havada yürüyüş yapmaya çalışın. Taze hava almaya ve evinizi havalandırmaya özen gösterin. Taze hava vücudumuzu temizler ve soğuklara karşı da dayanıklı olmamızı sağlar.
• Maalesef çoğumuz toplu taşıma kullanmak zorundayız. Kalabalık yerlerde çalışıyoruz. Bu durumdan kaçınmamız mümkün değil. Ancak ellerimizi düzenli yıkayarak kalabalık ortamlardan yayılan hastalıkların önüne geçebiliriz. Özellikle metro, otobüs veya tramvaylardan indikten sonra, eve gelince eller ılık su ve sabunla mutlaka yıkanmalıdır. Çok basit gibi görünebilir ancak hastalıkların büyük kısmı ellerle bulaştığı için bu çok önemli bir kuraldır.
• Yeterli ve düzenli uyumaya çalışın. Araştırmalar gösteriyor ki, hastalıklara yakalanma oranı düzenli uyuyan kişilerde düzensiz uyuyanlara göre çok daha düşük. Kış mevsiminde hava daha erken karardığı için, vücudumuz da ona tepki vererek, uykuya daha çok ihtiyacı oluşur. Ancak biz bu duruma karşı direnirsek, gece yarısından önce uyumazsak; vücut mekanizması bozulur, vücudumuz sağlıklı hormonları üretemez ve immün sistemimiz zayıflar. Bu da hastalıkları beraberinde getirir.
• Evlerdeki ve işyerlerindeki kalorifer evdeki havayı kurutur. Özellikle sabah uyandığınızda boğazınızda bir kuruluk, acıma hissi hissediyorsanız, bunun nedeni kaloriferlerdir. Evi günlük havalandırmanın dışında, kaloriferlerin üstüne su koyarak, evin gece boyunca nemlenmesini sağlayabilirsiniz. Küçük çocuklarınız varsa oda nemlendiricisi almanızı tavsiye ederim.
Tüm çabanıza rağmen soğuk algınlığına yakalandıysanız, size ilk tavsiyem : Kesinlikle antibiyotik kullanmayın! Antibiyotikler soğuk algınlığında etkisizdirler. Ayrıca vücudunuzu daha da yorgun düşürerek iyileşme süresini uzatır. Bunun yerine;
• Bol sıvı tüketin. Su ve adaçayı gibi bitki çayları hem boğazınızı yumuşatır hem de iyileşmenize yardımcı olur. Zencefil çayı da immün sisteminizi güçlendirir.
• Burnunuzu tuzlu suyla yıkamak, dolu olan sinüs kanallarını açarak rahatlamınızı sağlar. Ayrıca tuzlu suyla gargara da boğazı temizlemede oldukça etkilidir.
• 1 litre kaynatılmış soğutulmuş suyun içine 1 tatlı kaşığı tuz koyarak tuzlu suyunuzu hazırlayabilirsiniz.
• Bal hem besleyici hem de iyileştirici özelliğe sahiptir. Ballı zencefil ya da karabiber karşımı yaparak tüketirseniz hem bağışıklık sistemini uyarmış, hem de boğazınızın yumuşamasını sağlamış olursunuz. Ancak bal çok kuvvetli bir besin olduğu için 2 yaş altı çocuklarda kullanılmamalıdır. Alerjik astıma neden olabileceği için dikkatli kullanılmalıdır.
Sizlere sağlıklı, huzurlu bir kış diliyorum.
Soru, görüş ve önerileriniz için mail yollayabilirsiniz.
Sağlıkla kalın...
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren