14.01.2026
Yeni yıla Amerika nın Venezuela da yaptığı askeri bir operasyonla girdik. ABD Venezuela Başbakanı Maduro ve eşini yakalayarak yargılanmak üzere tutukladı. Dünya çok ciddi bir dönüm noktasında bulunuyor, herhalde tüm ülkelerde Venezuela operasyonu gündemin ilk maddesini teşkil ediyordur.Yeni yıla Amerika nın Venezuela da yaptığı askeri bir operasyonla girdik. ABD Venezuela Başbakanı Maduro ve eşini yakalayarak yargılanmak üzere tutukladı. Dünya çok ciddi bir dönüm noktasında bulunuyor, herhalde tüm ülkelerde Venezuela operasyonu gündemin ilk maddesini teşkil ediyordur.Venezuele günlük 1-1,1 milyon varil üretim ile dünya petrol üretiminin % 1,1 ini karşılıyor. ABD Venezuela nın petrolüne çökerek kendi doğal kaynakları üzerindeki egemenlik haklarını zayıflatmayı hedefliyor. ABD Enerji Bakanı Chris Wright Venezuela da görmek istedikleri değişiklikleri sağlamak için ülkenin petrol satışlarını kontrol etmeleri gerektiğini belirterek , Venezuela petrolünü süresiz şekilde satacaklarını söyleyerek bu satışların ABD hükümetinin kontrolündeki hesaplara yatırılacağını ifade etti. Uluslararası hukukun "devre dışı bırakılması", genellikle güçlü devletlerin veya aktörlerin, egemenliği ihlal ederek veya bağlayıcı normları yok sayarak, hukukun üstünlüğünü ve evrensel kurallarını hiçe sayan tek taraflı eylemleriyle gerçekleşir; bu durum, Birleşmiş Milletler gibi kurumların zayıflamasına, hukukun keyfiliğine ve küresel meşruiyet krizine yol açar, çünkü uluslararası hukuk, tek bir "uluslararası parlamento" tarafından denetlenmeyen, antlaşmalar, teamüller ve hukuk ilkelerine dayanan bir sistemdir ve uygulama gücü genellikle güç dengelerine bağlıdır.Bugün izin verilen, göz yumulan bir konu yarın sıradanlaşıp emsal olabilir. Maduro nun başına gelenler ilerde başka bir coğrafyada başka ülke iderlerinin de başına gelebilir. Bundan cesaret alan büyük devletler saldırgan ve keyfi bir tutum içerisine girebilirler. Demokrasi, insan hakları, hukuk rafa kaldırılıp orman kanunları dönemi başlar ki bu da tüm insanlık için yüz kızartıcı bir durumdur.Diğer taraftan uzun vadede kimin kazanıp kimin kaybettiğini yaşayıp göreceğiz. Amerikan emperyalizminin gemi azıya almış saldırganlığı ve pervasızlığı kimsenin gözünü korkutmamalı. Saldırganlığı güçlenmesinden değil zayıflamasından kaynaklanıyor, bu zayıflamayı durdurmaya çalışıyor. Eninde sonunda halkların örgütlü direnişiyle karşılaşacaklardır. Bir ülkede halk örgütlü değil ve anti emperyalist bir bilinç taşımıyorsa , o ülkenin emperyalist saldırılara direnebilmesi zordur. Ancak zor durumlarda her halk kendi kahramanlarını çıkarır ve düşmana karşı direnir. Askeri bakımdan çok daha güçlü olan emperyalizme karşı direnebilmenin ve onu alt edebilmenin anahtarı ülke halkının gücüdür. Halk devletini kaybedebilir veya devleti direnemeyebilir, uzlaşabilir. Ama halkın anti-emperyalist bilince sahip bir öncüsü varsa ve örgütlüyse direnir ve o mücadele içinde devletini yeni baştan yaratabilir. Bunun net bir örneğini kendi tarihimizde gördük.Evet tarihsel olarak örgütlü devletler ve milletler, bireysel veya parçalanmış yapılara göre emperyal güçlere karşı daha dayanıklı olmuştur; çünkü ortak bir amaç etrafında birleşen, iyi organize olmuş bir ulusal direniş, emperyalist müdahalelere karşı daha güçlü bir savunma hattı oluşturabilir, bu da kaynaklarını birleştiren, merkezi kararlar alabilen ve halkın desteğini arkasına alabilen yapıları ifade eder. Ancak bu, emperyalizmin doğası gereği çeşitlendiği, ekonomik ve kültürel yollarla da etki ettiği düşünüldüğünde, direncin derecesi örgütlenmenin kalitesine ve emperyal gücün taktiklerine bağlıdır. Örgütlenme, emperyalizme karşı bir avantaj sağlasa da, direnişin başarısı sadece örgütlenmenin gücüne değil, aynı zamanda emperyalist sistemin dinamiklerine ve kullanılan direnme stratejilerine de bağlıdır.
















Share this with your friends: