Sayı | Ausgabe: 271, 10.05.2024 | Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.06.2024

12.10.2022

BAYANGİİN NURUU'DAN ANADOLU'YA

Moğolistan'ın Bayankhongor Eyaleti'ndeki Bayangiin Nuruu kayaklıklarında gördüğüm yüzlerce insan ve hayvan figürleri halâ bozulmamış bir şekilde durmakta. Toprağa yakın yüzeyler aşırı yağışlarda ve buzlanmalarda silinmiş olmasına karşın, bu vadiler yaşam çeşitliliğini temsil ediyor. Müthiş heyecan veriyor insana. 500 ile 770 bin yıl öncesini tarif eden figürler, bizlerin zihinlerinde yeni, yeni görüntüler eklemektedir. Mihmandarımız Bayarkhu Nasdagdorji'nin bitmez tükenmez enerjisi ve özverisi ile karış, karış gezdiğimiz bölge görülmeye değer. Görmek apayrı bir duygu, dokunabilmek olağanüstü heyecan veren bir durum, zamana yolculuk diyebiliriz.Moğolistan'ın Bayankhongor Eyaleti'ndeki Bayangiin Nuruu kayaklıklarında gördüğüm yüzlerce insan ve hayvan figürleri halâ bozulmamış bir şekilde durmakta. Toprağa yakın yüzeyler aşırı yağışlarda ve buzlanmalarda silinmiş olmasına karşın, bu vadiler yaşam çeşitliliğini temsil ediyor. Müthiş heyecan veriyor insana. 500 ile 770 bin yıl öncesini tarif eden figürler, bizlerin zihinlerinde yeni, yeni görüntüler eklemektedir. Mihmandarımız Bayarkhu Nasdagdorji'nin bitmez tükenmez enerjisi ve özverisi ile karış, karış gezdiğimiz bölge görülmeye değer. Görmek apayrı bir duygu, dokunabilmek olağanüstü heyecan veren bir durum, zamana yolculuk diyebiliriz.
M.S 8. yüzyıla uzanan bu figürler, bölgeye gelenlere geçmişe yolculuk yaptırıyor. Sanki ellerindeki oklarla avcılar duvardan, duvara koşturmakta. Sanki taşlara kazınan yaban keçileri, tilkiler, yaban domuzları, kurtlar, yılanlar, sırtlanlar, ceylanlar o kayadan, diğer kayaya geçiş yapmaktalar. Etkilenmemek elden değil.
Bilim insanları, kaya duvarlarına işlenen hayvan figürlerinin ya da av sahnelerinin avcılar tarafından yapılmış olabileceğine kanaat getirmekteler. Bayankhongor'a yolunuz düşerse, Bayangiin Nuruu kayalarını görmelisiniz. Yanınızda mutlaka yöreyi iyi bilen biri olmalı. Yoksa, uçsuz bucaksız steplerde yolunuzu kaybedebilirsiniz, benden söylemesi...
Beni bu yörede en çok etkileyen durum, geçmişin insanlığa armağanı olan bu figürlerin hiç bir şekilde tahrip edilmeden günümüze kadar gelmesidir. Herşey yerli yerince durmakta. Zaten Moğol insanı tarihi ve doğayı muntazam bir şekilde korumakta ve sahip çıkmaktadır. Bu en önemli etken.
Uran Khairkhan Dağları eteklerindeki bu tarihi kalıntıları incelerken, su akan vadilerden geçeceksiniz. Bu resimleri vadi boyunca da görebilirsiniz. Vadilerde bulunan resimler yükseklere kazınmış. Nedenini mihmandarımız sevgili Bayarkhu Nasdagdorji'ye sordum, avcılar bu resimleri yükseğe çizmek için kışı beklerlermiş. Kışın vadi tamamen buz tutar, böylece doğal bir yükseklik oluşur, avcıların çizdiği resimler başka kabileler tarafından kolay tahrip edilemezmiş.
Bu koyu renk volkanik kayaları, M.Ö 3000'den bu yana kuşaktan, kuşağa görenlerin zihinlerine yeni, yeni görüntüler işlemekte. Kayalar bu figürleri işlemek için elverişli, çok yumuşak bir oluşuma sahip. Kayalara işlenen tamga ve resimlerde en göze çarpanlar, hayvanlar ve okuyla avlanan avcı tasvirlerinin olmasıdır. Benim en çok ilgimi çeken, bir av sahnesiydi.
İnsanlık varoluşundan bu güne değin, kendisini ifade edebilme gereksinimi duymuş, gelecek kuşaklara mutlaka kanıtlar bırakmışlardır. Yazıdan önce kayalara, taşlara, mağaralara yaşamlarını, geleneklerini anlatan tamgalar, resimler nakşetmişlerdir. Bayangiin Nuruu kayaklıklarından, Sibirya, Gobi ve İç Moğolistan'a (Çin sınırları içinde) kadar olan topraklarda bu tür şekil ve tamgalara denk gelmek olası.
Azerbaycan'da bulunan Gemikaya ve Gobustan kaya resimleri ve Orhun Vadisi'ndeki bulgular ile Karadeniz'in kuzeyindeki kaya resimleri bire bir birbirine benzemeseler bile, birbiri ile ilişkili olduklarını görebiliyoruz. Nahçivan Özerk Bölgesi'ndeki Gemikaya yazıtlarında bulunan harflerin Oğuz tamgalı olması ilişkinin gözardı edilemeyeceğinin bir kanıtıdır. Bölgede M.Ö 1000 yıllarında Türklerin yaşadığı, buraları vatan edindikleri bir gerçektir.
Türkler yaşadıkları coğrafyalarda taşlara, kayalara, ulu ağaçlara yaşamlarını anlatan resimler çizmişler ve ilk alfabemiz olan Göktürk Alfabesi'nin de temelini oluşturmuşlardır. Gittikleri topraklarda da doğdukları topraklarda bıraktıkları eserlerin birebir aynısını yapmışlardır. Kayalara, taşlara, mağralara işledikleri şekiller Türk alfabesinin ilk örneğidir. Göktürk Yazıtları da tüm çıplaklığı ile karşımıza çıkan somut kanıtlarıdır. Bayangiin Nuruu kayalıklarından, Ötüken'deki Göktürk yazıtlarına olan yolculuğumuzda, Türklerin dünyayı inanç ve algılama şekilleri ile insanlığa ve insanımıza çok değerli bilgiler sunduğunu gözlemledik.

 

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren