Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

Yine bir milli maç haftası yaşadık... 2018 Dünya Kupası eleme grubunda ki ikinci maçını Ukrayna ile Konya'da oynayan milli takımımız adeta direkten döndü... Çok kötü bir oyun oynayan millilerimiz ilk devrenin yarım saati dolmadan kalesinde iki gol gördü... İlk yarının uzatma dakikasında Ozan'ın golüyle soyunma odasına 2-1 yenik gitti... 81'de Hakan Çalhanoğlu'nun penaltısıyla beraberliği kurtardı ve bir puana şükretti.
Her ne kadar Ukrayna maçı sonrası teknik direktör Fatih Terim “hedeften sapma yok” dese de takımın görüntüsü ve ortaya koyduğu futbolu hedefe ulaşacak gibi değildi... Çünkü ilk oynadığımız Hırvatistan'ı ve ikinci maçımız Ukrayna'yı kötü bir dönem içinde oldukları zamanda yakalamıştık... Bu iki maçtan 6 puan almak hiç sürpriz olmazdı... 6 puan alamadık hiç olmazsa kendi sahamızdaki Ukrayna maçını kazanıp 4 puan yapabilseydik, o da olmadı; iki maçta 2 puan alabildik.
2018 Dünya Kupası eleme grubundaki üçüncü maçımızı deplasmanda İzlanda ile oynadık ve 2-0 yenildik... Maalesef puan sayımız artmadı, ikide kaldı... Zaten puanımızın artması zordu, çünkü Fatih Terim santrforsuz sahaya çıkardığı 11'le İzlanda'nın işini kolaylaştırdı... 3 santrforu kenarda oturtan Fatih hoca Yasin'i gol umudu olarak ilk 11'de görevlendirdi, tabi ki sonuçta hüzündü... Çünkü maç boyunca rakip kaleye iki net şut atamadık.
Büyük umutlarla milli takımın başına getirilen yeni bir oluşum ve değişim yapması beklenen Fatih Terim beklenenin gerisinde kaldı... Her maç yeni bir sistem deneyen Fatih hoca İzlanda karşısında da santrforsuz bir sistem denedi ama diğerleri gibi tutmadı... Milli takımımızda doğru gitmeyen, doğru yapılamayan bazı şeyler var... Sorun sadece kötü futbol ve alınan sonuçlar değil, özellikle Fatih Terim ile bazı futbolcular arasında sebebi açıklanmayan sorunlar yaşanıyor... Medya ya yansıdığı gibi prim olayı filan değil bu sorun.
Kısacası, Fatih Terim'in egosu milli takımdaki değişimi ve yeni oluşumu başlamadan bitirdi... Milli takımı gençleştirme düşüncesiyle ilk 11 de yer alan 5 futbolcuyu çağırmaması ve sonra aralarındaki en yaşlı Hakan Baltayı kadroya alıp Barcelona da formunun zirvesinde olan Arda'yı kadroya dahil etmememsi Fatih Terim'in ne kadar çelişki içinde olduğunu gösterdi.
Milli Takım kadrosuna çağrılmayan Arda'ya nasıl ihtiyaç duyulduğunu oynadığımız 3 maçta herkes gördü ama her nedense Fatih Terim göremedi... Biliyorsunuz mecburiyetten Caner'i almak zorunda kaldı Fatih hoca... Ama milli takımımızın Arda'ya çok daha fazla ihtiyacı olmasına rağmen, egosunu yenemeyen Fatih Terim Arda'yı kadroya almadı.
Oynadığımız üç maçta takım içinde hem oyun hem saha içi yönetim hem de motivasyon yönüyle Arda'nın eksikliği apaçık fark edildi... Herkes kabul eder ki Arda'nın saha içinde olması takıma ayrı bir güven veriyor... Ayrıca Barcelona patentli Arda milli takımın prestijini ve imacını arttırıyor... Sonuç olarak Arda tecrübesi ve saha içi aldığı sorumlulukla Milli Takımımızın farklı bir oyuncusu... Öyleyse, Arda'yı milli formadan uzak tutanlar utanmalı!

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren