Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019


Geçen haftalarda mutlaka okumuşsunuzdur;  UEFA daha önce yaptığı açıklamayla bu iş kapandı dediği şike olaylarıyla ilgili değerlendirmeyi tekrar gündeme taşıyarak Fenerbahçe'ye 2+1, Beşiktaş'a da 1 yıl Avrupa Kupalarına katılmamama cezası vermişti... Fenerbahçe ve Beşiktaş konuyu Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesine (CAS) taşıyınca işin rengi değişti ve iki takımımızda tekrar Avrupa Kupalarına alındı.
19 Temmuz günü kuralar çekildiğinde Fenerbahçe'nin rakibi Salzburg oldu... Maçların ilki 30 veya 31 Temmuz'da Salzburg'da ikincisi de 6 veya 7 Ağustos'ta İstanbul'da... Bu maçlarla ilgili şimdilik fazla bir şey yazmayacağım... Çünkü önce yazılması gereken  UEFA'nın iki yüzlülüğü var!
Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın CAS'a gitmesiyle bu iki takımımıza verilen Avrupa maçları yasağı ile ilgili yürütme durdurulunca UEFA'nın kirli yüzü bir kez daha görüldü ve tazminat korkusuyla Fenerbahçe ile Beşiktaş'ı Avrupa Kupalarına davet etti.
UEFA'nın bu iki yüzlülüğü ilk değil, daha önceki yıllarda da benzeri uygulama ve davranışlar içinde oldu... Tabi ki bazılarından aldığı yalan yanlış bilgi ve belge desteğiyle...  Şike olaylarının başladığı günden itibaren UEFA'ya Fenerbahçe aleyhine her türlü bilgi ve belgeyi birilerinin sızdırdığını, geçen hafta Türkiye'nin hemen hemen bütün gazetelerinde gördüğümüz fotoğraflarla, okuduğumuz haberlerle hayretler içinde izledik.   
Aynı ve benzeri zihniyet Fenerbahçe ile Beşiktaş'ın CAS'a gitmesiyle yine sahne aldı ve yalan yanlış bilgilerle saçmalamaya başladı... Düşünebiliyor musunuz; Türk spor kamuoyunun tanıdığı ve CAS hakimi olduğu söylenen birileri çıktı " CAS'ta yürütmeyi durdurma" diye bir şeyin kesinlikle imkansız olduğundan söz etti, ama konuşmanın yapıldığı aynı gün yürütme durduruluyor ve Fenerbahçe ile Beşiktaş'ın Avrupa maçlarını oynayacağı duyuruluyor...
Aynı zat-ı muhteremlerden birinin CAS'ın açıklamasından sonra "böyle bir şey olduğunu bilmiyordum" demesi ise trajikomik ve içler acısı!.. İşte "bir çok şeyde olduğu gibi" futbolda da  bilgi kirliliği böyle başlıyor ve o insanlar farklı bir ruh haliyle önce ön yargılarına sonra egolarına teslim oluyorlar... Her ne ise artık hızlı iletişim çağında bilgiye ve habere ulaşmak kolaylaştığı için herkes "her konuda" kimin ne olduğunu ve ne için dans ettiğini "veya" kıvırdığını çok iyi biliyor.
Şike olayları, özellikle son günlerde UEFA ile CAS'ta yaşananlar gösterdi ki; kin ve nefretle beslenen bazılarının gıdası huzursuzluk ile kargaşa... Ve bir kez daha görüldü ki;  madalyonun diğer yüzünde sahnede oyunu sergileyenlerle, sahnenin arkasındaki mekanizmayı çalıştıranlar bir elmanın iki yarısı gibi, yani tencere kapak misali... Kısacası öyle veya böyle sağ duyu sahibi spor severler son olaylarla hem UEFA'nın öteki yüzünü  daha iyi anladı, algıladı, hem de içimizdeki "İrlandalıları (!)" daha iyi tanıdı!
Yazımı Pir Sultan Abdal'ın "Çok keramet var şu insanda" sözüyle noktalıyorum!..
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren