Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

 


Ülkemiz Eylül ayının başından itibaren sporla ilgili önemli bir süreci yaşadı.
Serüven 2020 Olimpiyatları'na ev sahipliği yapmak için Madrid ve Tokyo ile yarışla başladı.
Ardından Milli Futbol Takımı, Milli Basketbol Takımı ve Milli Bayan Voleybol takımıyla devam etti...
Şampiyonlar Ligi ilk maçında  Galatasaray'ın Real Madrid'e 6-1 gibi bir hezimetle yenilmesi ise serüvenin hüzünlü kapanışı oldu... 
İstanbul 2020 Olimpiyatlarını alamasak da Tokyo ile finale kalmak güzeldi... Belki bazıları olimpiyatlar maddi yönüyle ağır bir yük getirecek düşüncesiyle karşı durdu... Haklı olabilirler... Çünkü ekonomik yönüyle ağır bir yük getirecekti... Ama her şeye rağmen 2020 Olimpiyatlarının Türkiye'de yapılması getireceği maddi yükten fazlasıyla yararlı olacaktı...
Olimpiyatları yapma hakkı ikinci defa Tokyo'ya verilince, ev sahipliği yapma hayalimiz başka bir bahara kaldı...
Eylül ayı içinde yaşanan diğer sportif gelişmelerden Basketbolla başlamak istiyorum.
Mutlaka hatırlarsınız önceki yıllar gösterdiği başarılardan dolayı Basketbol Milli takımımız için " On iki Dev Adam" diye şarkılar bestelenmişti.
Ama ne yazık ki Dünya 2'ncisi olarak katıldıkları 2013 Avrupa Basketbol Şampiyonasında ikinci tura bile çıkamadan elenen on iki dev adam; on iki cüce adam oldu.
Eğer yakaladığınız başarıyı koruyabilecek, devam ettirebilecek hazırlıklar içinde olamazsanız "veya" milli takımı oluşturan kadroda şanı şöhreti yerinde ama ruhu olmayan sporcuları tercih ederseniz sonucun hüsran olması kaçınılmazdır.
Basketbol Milli Takımımız başta yöneticiler olmak üzere; bireysel ve bütünsel hatalarının bedelini ağır ödedi, umarım oluşturdukları tabloya bakarak iyi bir ders alırlar...
Basketbol Milli Takımımız çok kötü bir görüntüyle ilk üç maçta sefilleri oynarken; Bayan Voleybol Milli Takımız zorlu rakiplerini geride bırakarak Avrupa Bayanlar Şampiyonasında çeyrek finale yükseldi.
Her ne kadar çeyrek finalde güçlü Rus ekibine yenilse de, çeyrek finale gelebilmeleri önemliydi ve büyük bir başarıydı...
Filenin Sultanlarını kutluyorum.
Ve Futbol Milli Takımımız...
Büyük umutlarla milli takımın başına getirilen Abdullah Avcı ile yeni bir oluşum içinde olması beklenen milli takım daha kötü oldu.
Gruptan çıkma umudumuz kaybolmasa da oldukça azaldığı bir dönemde ani bir operasyonla milli takımın başına Fatih Terim getirildi.
Fatih Terim'in milli takımın başına getirilmesinde ince oyunlar var...
Ama ne derler denize düşen yılana sarılırmış.
Fatih Terim'le ilk maç Andorra kazanıldı; normaldi çünkü Andorra grubun en zayıf takımıydı.
Ama ikinci maç olan Bükreş'teki Romanya maçının kazanılması önemliydi!
Romanya galibiyeti play off umudumuzu tazeledi...
Her ne kadar Macaristan "şimdilik" avantajlı gibi görünse de sonucu Hollanda maçları belirleyecek.
Çünkü gruptan çıkmayı garantileyen Hollanda'nın hem bizimle hem de Macaristan ile maçı var.
Kısacası; Milli Takımla ilgili umutlarımızı Hollanda maçına taşırken, futbolun bir başka kapısı açıldı, Eylül ayının üçüncü haftası Şampiyonlar Ligi maçları başladı.
Ama Maalesef o kapının açılışı da hüzünlü oldu...
Çünkü Şampiyonalar Ligi'ndeki temsilcimiz Galatasaray İstanbul'da oynadığı ilk maçında Real Madrid'e 6-1 yenilerek tarihi bir hezimet yaşadı. 
Basketbol Milli Takımı ile Galatasaray'ın aldığı hezimet kulüplerin ve takımların kötü yönetimi sonucu gelişti...
Sonuç olarak...  Eylül ayında yaşanan sportif faaliyetlerde sevinçle hüzün iç içeydi... Bakalım önümüzdeki günler sporun içinde ne tür sürprizlerle karşılaşacağız!

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren