Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

 

Eğer insanlar önce kendi ayıbını görüp, kendi gerçeği ile yüzleşirse, işte o zaman başkalarına bakışı, başkalarını eleştirişi değişir ve gerçeğe daha yakın olur... Bu köşeden " Kadınlar toplumun kültürüdür" başlığı altında yazdığım yazıma mailler geldi ve bazı dostlarımda telefonla aradı... Tabi ki arayanlar arasında çoğu zaman olduğu gibi yazının ana fikrini kavrayamayanlar veya sadece başlıkla, birkaç cümleyi okuyarak eleştiren arabesk kültürlülerde vardı.
Yazı yazmak, yani bir konuyu, bir olayı veya gerekli bilgiyi tanıdığın, tanımadığın kişilere iletmek kolay değil... Çünkü yazında değindiğin konuları doğru seçmek, doğru bilgileri kullanmak ve anlaşılır olarak aktarmak gerekir... Bunları yaparken sevgi ile saygının zedelenmemesine, toplumsal ahlaka ve etik değerlere önem gösterilmelidir.
Özel ve iş hayatımda yaşam felsefem "sevgi ve saygıyı" daima ön planda tutar... Eleştiri yazılarımda bile yazarken yalan yanlış bilgilerle insanların kafasını karıştırmaktan hep uzak durmuşumdur... Eğer özel ve iş hayatınızda sevgi ile saygıdan "yoksun" bir yaşam felsefeniz varsa; günleriniz çoğu zaman huzursuzluk içinde geçer... Çünkü kim olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın, sevgiyi "kendi grafiği içinde" oynaştıramıyorsanız; yaşamınızı bir seviyede çivileyip kalırsınız.
Neden son yıllarda evlilikler zor yürüyor?... Değişen çağda değişmeyen insanlar yüzünden... Tabi ki yetişme tarzı, kültür ve eğitim erkeğin kadına; kadının erkeğe bakışını değiştirir... Ama  aklın, mantığın, sevgi ve saygının yolunda gidebilenler, mutlaka " ortak bir yerde" buluşmasını da biliyorlar... Akıllı, bilgili ve kültürlü bir kadın erkek gücü olmadan, erkek de kadının gücü olmadan her şeyin yalın kalacağını idrak eder... Özellikle erkeklerin kadına bakışı önemlidir... Kadınını ruhunda ve yanında taşımayı başarabilenler daha mutlu ve başarılıdır... Çünkü; kadın sevgidir, annedir, düzen koyandır, güçtür ve akıldır.
Ama maalesef günümüzde kadına bakış ve evlilik olayı "evcilik oynamaya" dönüştü... Tabi ki bunda kadının gerçek özelliğinden her gün biraz daha uzaklaşmasının "pardon" uzaklaştırılmasının "da" rolü var!.. Bir çoklarınız bilir; Albatros kuşları nikah masasına oturmazlar ama tek eşlilerdir ve beş jenerasyonu başka eş aramadan yaşarlar, bu 25 yıl demektir...
Ne yazık ki; günümüzde yasalar gereği resmiyet kazanan evliklerin bile yılını doldurmadan bitenleri çoğunlukta... Tabi ki ayrılıkların bir çok nedenleri vardır... Son yapılan araştırmalarda genç evlilerin evlilik kervanını yürütemeyiş nedenlerin ilkleri arasında  "aile içi dayanışma ve duygusal alan dengeli oluşmadığı, gelişmediği için ayrılık zorunlu oldu" maddesi var... İki farklı insan yakaladığı duygusal armoniyi mutlu bir birlikteliğe dönüştüremeyerek kısa sürede kaybedince ne evliliğin kutsallığı kalıyor nede duyguların gücü... Kabul edin veya etmeyin evlilik sahnesi tıpkı bir tiyatro sahnesi gibidir, ilk günden itibaren tekrarlarıyla birlikte performansı, yani sürekli ek enerjiyi, saygı ve sevgiyi gerektirir.
Aslında bugün yazacaklarım ne kadın dünyası ne de evlilik konusuydu... Viyana'da yaşayan iyi bir dostumla geçen yazı üzerine telefon konuşmamız, bu günkü köşemi yine spor dışında bir konuya götürdü... Oysa Kadıköy'de son oynanan  Fenerbahçe- Galatasaray derbisiyle ve milli takımımızla ilgili yazacaklarım vardı... Ama olmadı... Umarım bir daha ki sefere 45 yıldır mutlu bir birliktelik sürdürdüğüm "sporla" ilgili konuları yazarım!

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren