Sayı | Ausgabe: 240 (13.10.2021)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 10.11.2021

17.03.2021

Öz-farkındalık, duygusal zekâ yetkinliklerini ve kişisel liderlik becerilerini geliştirmenin temelini oluşturur.  Öz-farkındalığımız olmaksızın, bizler, rüzgârın estiği yöne giden yapraklar gibi oluruz. 
Öz-farkındalığı, kısaca bilinçli davranmak olarak da adlandırabiliriz. Bilinçli davranış şekli, olan biteni farkındalıkla algılamamız ve kendi doğamızın farkına varmamızı sağlamaktadır. Bilinçli olmadığımız zamanlarda bilinçdışı devrede olur, bilinçdışının devrede olması ise bizi her zaman istediğimiz veya dilediğimiz sonuca götürmeyebilir. Bilinçdışının temel görevi bizi hayatta tutmaktır, mutlu veya huzurlu olmamızı sağlamak değildir. Ancak bizler, çalışarak bilinçdışını bilinç haline getirebilir, yaptıklarımızı niçin ve neden yaptığımızı anlayabilir ve dilediğimiz hedefe giden yolda farkındalıkla ilerleyebiliriz. 
Öz farkındalık bir beceridir ve her bir beceri gibi üzerinde çalışarak geliştirilebilir. Öz-farkındalığınızın gelişimine yönelik çalışmaya başladığınızda, ilk etapta bir “diskomfort” durumu deneyimleyebilirsiniz. Bu gayet normaldir. Her türlü beceri geliştirme sırasında yaşadığımız olay da zaten bu değil midir?  Mesela piyano veya gitar çalmayı öğrenmek, yeni bir dans türünü geliştirmek istediğimizde de ilk başlarda bocalar, rahatsız oluruz, ancak zamanla ustalaşırız. Önemli olan bu süreç için özveri ve disiplinle yılmadan çalışmaktır.     
Bizler, doğduğumuz andan itibaren hayata ilişkin inançlarımızı oluşturmaya başlarız ve oluşturduğumuz bu inançlar bir nevi “yazılımımız” olur.  Çocukluk yaşta oluşan bu inançlarımızın birçoğu gereklidir, faydalıdır, motive edici ve destekleyicidir, kısaca yaşamımızın idamını sağlarlar. Ancak, çocukluk yaştaki şefkat, ilgi ve sevgi ihtiyaçlarımız oranında geliştirmiş olduğumuz bazı inançlarımız, üzerimizde baskı oluşturabilir, gücümüzü ve enerjimizi, öz-değer ve öz-güven duygumuzu olumsuz etkileyebilir, hayatımızın belirli alanlarında durgunluğa yol açabilir ve kişinin kendisini gerçekleştirmesine engel olabilirler. 
Bu nedenle, kendimizi tanımamız, bizi tanımlayan değer sistemimizi bilmemiz, inanç kalıplarımızı anlamamız, duygu ve düşünce dünyamızı anlayıp yönlendirebilmemiz ve farkındalıklı kararlar alabilmemiz için öz-farkındalığımızı geliştirmek çok önemlidir. Bizi biz yapan, bizi tanımlayan değerlerimizi keşfedip anladığımızda ve onlarla uyum içinde olduğumuzda “zirvede” oluruz ve en iyi versiyonumuzu yaşayabiliriz. Değerlerimizle uyum içinde olduğumuzda, içsel motivasyonumuz devreye girer ve başarı kendiliğinden gelir. 
Bu nedenle, İsviçre’li Psikiyatrist Carl Gustav Jung’un da dile getirdiği gibi, bu “yaşamın ayrıcalığı gerçekte olduğumuz kişi olmaktır.”
Duygu ve düşünce dünyamız da bu sistemin bir parçasıdır. Duygularımızi yönetebilmemiz ve duyguları dilediğimiz hedefe doğru yönlendirebilmemizin yolu da yine kendimizi tanımaktan, kendimizi bilmekten geçer. 
Duygularımızla bağ kurup duygu dünyamızı anlamaya, belirli durumlar karşısında verdiğimiz benzer tepkileri gözlemleyerek, farklı sonuç için farkındalıklı cevap vermemize yardımcı olan duygusal zekâ yetkinliklerini geliştirmek öz-farkındalığımızı güçlendirir.  Duygusal zekâ yetkinliklerimizi geliştirdiğimizde yüzde elli beş oranında daha etkili oluruz ve yaşam kalitemiz artar. 
Öz-Farkındalığın üç önemli bileşeni vardır: Duyguların farkındalığı; Öz-değerlendirme; Öz-güven
Bu üç bileşeni geliştirmek hem özel hayatımızda hem de profesyonel hayatımızda bize kazanımlar sağlamaktadır.  Duygusal zeka zekamızın gelişimi, sezgiseliğimizin ve motivasyonumuzun artmasına yardımcı olmaktadır. Kendi tepkilerimizi, davranış kalıplarımızi anlamamız, farkındalıklı cevap verme ve strateji geliştirme imkânı yaratmaktadır.
Bütün bunlar, kendi yeteneklerimizin farkındalığını geliştirmek, öz-sevgimizin, öz-güvenimizin artmasına da yardımcı olmaktadır. Bu üç bileşen arasında güçlü bir bağ vardır. Güçlü duygusal farkındalık, doğru öz-değerlendirme ve öz- farkındalığı geliştirmekte, güçlü öz-farkındalık ise öz-güveni geliştirmektedir. 
Öz-güven çok güçlü bir yetkinliktir. Bilimsel araştırmalar, öz-güven profesyonel başarıda çok büyük yer aldığını kanıtlamaktadır. Bu konudaki araştırmalar, öz-güvenin, üst düzey yöneticileri ortalama olanlardan ayırt eden önemli bir fark olduğunu ortaya koymuştur. Kendinizi tanımanız ve kendinize karşı dürüst olmanız,  öz-güveni geliştirmek için önemli etkenlerdir. Güçlü öz-farkındalık için ortak bir yaklaşım gerekmektedir. Bunun için önce kendi merkezimizde olmamız önemlidir. Merkezimize gelmek, farkındalığımızı arttırır. Bunu, “mindfulness” meditasyonu yaparak sağlayabilirsiniz. Bu meditasyon sırasında odağımızı, nefesimize, düşünce ve duygularımıza yönlendiririz. Böylelikle iç dünyamızı anlamaya, bedendeki duygu, his ve düşünceler konusunda farkındalık geliştirmeye başlarız.  
Özellikle bu pandemi döneminde, kaygıdan uzak olabilmek, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak ve sürdürülebilir iç huzurda kalabilmek için beden-zihin dengesini sağlaması önemlidir. Bunun için günlük doğa yürüyüşlerinize ilave olarak Yoga, Tai Chi, Qigong gibi egzersizler yapabilirsiniz.  
Güçlü öz-farkındalık için ayrıca,  öz-değerlendirme önemlidir. Bunun için özel envanterlerle, kişiliğimizi tanımak, baskın yönlerimizi, güçlü ve zayıf yönlerimizi bilmek, bizi biz yapan ve tanımlayan değerlerimizi keşfetmek, gölge yönlerimizle yüzleşmek ve iç çatışma ve iç-diyaloglarımızı anlayıp çözebilmek önemlidir. 
Öz farkındalığı arttırmaya, duygu yönetimine, kişisel liderlik becerilerini geliştirmeye, inanç kalıplarının sağlığınız üzerindeki etkilerini anlamaya, işiniz, kariyeriniz, özel veya profesyonel yaşamınızda karşılaştığınız bazı sorunları aşmaya, kendinizi geliştirmeye yönelik çalışmaları bir rehber eşliğinde yapmak istiyorsanız www.clubhappinesssuccess.com web adresini inceleyebilirsiniz.
Sağlık ve mutlulukla kalınız

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren