11.09.2026
İnsanlar günlük hayatlarında birçok farklı nedenle borçlanabilir. Örneğin kira, kredi, kredi kartı, telefon sözleşmesi veya başka bir sözleşme nedeniyle borç ortaya çıkabilir. Borç zamanında ödenmezse, alacaklı bazı durumlarda mahkeme yoluyla parasını geri almaya çalışabilir. Bu durumda en önemli sorulardan biri, kişinin maaşının ne kadarının borç nedeniyle alınabileceği ve kişinin geçimini sürdürebilmesi için ne kadar paranın kendisinde kalması gerektiğidir.
Avusturya hukukunda borç nedeniyle kişinin maaşının tamamının alınması genel olarak mümkün değildir. Bunun nedeni, borçlunun da hayatını devam ettirebilmesi gerektiğidir. Para borçlarının zorla tahsil edilmesi Avusturya’da Exekutionsordnung, yani İcra Usulü Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Bu kanun, hem alacaklının parasını alabilmesini hem de borçlunun tamamen parasız kalmamasını sağlamaya çalışmaktadır.
Bu sistemin önemli bir kavramı “Existenzminimum”dur. Existenzminimum Türkçede “asgari geçim miktarı” olarak ifade edilebilir. Bunun anlamı, kişinin borcu olsa bile hayatını sürdürebilmesi için belirli bir miktar paranın kendisinde kalması gerektiğidir. Bu nedenle maaş haczinde maaşın tamamı alınmaz. Kanunda belirtilen belirli bir miktar haciz dışında bırakılır. Bu korumanın önemli kurallarından biri Exekutionsordnung’un 291a maddesinde düzenlenmiştir.
Existenzminimum herkes için aynı değildir. Haczedilebilecek miktarın hesaplanmasında kişinin net geliri ve aile durumu gibi çeşitli faktörler dikkate alınır. Örneğin kişinin bakmakla yükümlü olduğu çocukları veya başka kişiler varsa, bu durum hesaplamayı etkileyebilir. Bu nedenle aynı maaşı alan iki kişinin haczedilecek para miktarı farklı olabilir. 2026 yılında da Avusturya’da bu hesaplama sistemi uygulanmaktadır.
Maaşın tamamının haczedilmesi normal borçlarda genel bir kural değildir. Çünkü kişinin kira, yemek, ulaşım, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi gerekir. Eğer kişinin bütün maaşı elinden alınırsa, kişi günlük yaşamını sürdüremeyecek duruma gelebilir. Bu nedenle hukuk, borçlunun belirli bir miktar paraya sahip olmasını korumaktadır.
Sadece normal maaş değil, bazı ek gelirler de belirli şartlarda haczedilebilir. Örneğin fazla mesai ücretleri ve bazı özel ödemeler hacze konu olabilir. Tatil parası veya Noel parası gibi ödemeler de belirli durumlarda hesaplamaya dahil edilebilir. Ancak kanun bazı ödemeleri tamamen veya kısmen haciz dışında tutmaktadır. Özellikle gerçek masrafları karşılamak amacıyla yapılan bazı ödemeler bu koruma kapsamında olabilir.
Borç türü de önemlidir. Her borç için aynı kurallar uygulanmaz. Özellikle nafaka borçlarında farklı kurallar bulunabilir. Bunun nedeni, nafaka alacaklısının da korunması gerektiğidir. Örneğin bir çocuğun geçimini sağlamak için ödenmesi gereken nafaka varsa, çocuğun hakkı da hukuk tarafından korunmaktadır. Bu nedenle nafaka borçlarında borçlunun elinde bırakılması gereken miktar, normal borçlara göre farklı hesaplanabilir.
Kişinin çalışmıyor olması da bütün gelirlerinin hacizden korunacağı anlamına gelmez. Bazı durumlarda işsizlik parası, Notstandshilfe veya hastalık nedeniyle alınan bazı ödemeler de haczedilebilir. Ancak bu gelirler için de kanunun belirlediği koruma kuralları vardır. Yani burada da kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi dikkate alınmaktadır.
Bu sistemde sadece borçlunun hakları korunmamaktadır. Alacaklının da parasını geri alma hakkı vardır. Örneğin bir kişi kredi vermişse, bir mal satmışsa veya bir hizmet sunmuşsa ve parasını alamamışsa, hukuk onun hakkını da korumaktadır. Eğer alacaklıların hiçbir şekilde paralarını tahsil etmesi mümkün olmasaydı, sözleşmelere ve ekonomik ilişkilere olan güven de zarar görebilirdi.
Bu nedenle Avusturya hukukunda amaç iki taraf arasında bir denge kurmaktır. Alacaklı, belirli şartlar altında parasını tahsil edebilmelidir. Ancak borçlu da bütün gelirini kaybederek yaşamını sürdüremeyecek duruma düşmemelidir. Existenzminimum bu iki taraf arasındaki dengeyi sağlamaya yardımcı olan önemli bir hukukî korumadır.
Bu korumanın sosyal açıdan da önemli bir nedeni vardır. Bir kişinin bütün gelirinin elinden alınması, onun kirasını, elektrik faturasını, yiyecek ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayamamasına neden olabilir. Böyle bir durumda kişi daha büyük ekonomik sorunlarla karşılaşabilir ve sosyal yardıma ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle kişinin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar gelirinin kendisinde kalması hem borçlu hem de toplum açısından önemlidir.
















Share this with your friends: