Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019

Bu ay farklı bir şey yapıp size Türkiye’den bir haber getirmek istedim. Aslında bir değil, birbiri ardına gelen dehşet verici haberler… Önce geçtiğimiz hafta 4,5 yaşındaki öz kızına bir buçuk yıldır tecavüz eden adamın haberini aldık sonra birbiri ardına cinsel taciz haberleri gelmeye başladı. En son ajanslara düşen haber, Sakarya’da yaşayan 65 yaşındaki bir adamın engelli baldızına cinsel taciz istismarıydı. Biz sadece medya’ya yansıyanı biliyoruz. Ben eminim ki kapalı kapılar ardında birçok küçük çocuğun, engellinin sesini duyamıyoruz.Bu ay farklı bir şey yapıp size Türkiye’den bir haber getirmek istedim. Aslında bir değil, birbiri ardına gelen dehşet verici haberler… Önce geçtiğimiz hafta 4,5 yaşındaki öz kızına bir buçuk yıldır tecavüz eden adamın haberini aldık sonra birbiri ardına cinsel taciz haberleri gelmeye başladı. En son ajanslara düşen haber, Sakarya’da yaşayan 65 yaşındaki bir adamın engelli baldızına cinsel taciz istismarıydı. Biz sadece medya’ya yansıyanı biliyoruz. Ben eminim ki kapalı kapılar ardında birçok küçük çocuğun, engellinin sesini duyamıyoruz.Türk kültürü ne yazık ki kadınların küçük yaşlarından bu yana yaşadıkları kötü şeyleri ortaya çıkarmasına, adalete sığınmasına izin vermiyor. Öncelikle fiziksel ya da cinsel şiddeti yaşayan bunu söylemeye korkuyor. Ve daha da kötüsü bunu öğrenen kişi de Polise savcıya gitmeyi istemiyor, çekiniyor ya da korkuyor. Neden? İlk sebebi hemen söylüyorum. “Rezil oluruz, elelam ne der?, Cinayet çıkar, bilmem kim hapiste yatar…” Doğru mu? Hapiste yatması gereken bir işkenceci varsa elbette yatacak, cezasını en ağır bir şekilde çekecek… Peki Avrupa’da bu işler nasıl oluyor? Bir kere bir  komşu şiddet içerikli bir ses duyup da polisi aradığında Kadın şikayetçi ise olay bitiyor değil mi? Ne oluyor o vakit? Hukuk devreye giriyor. Çünkü  Avrupa’daki hukuk “Guguk” değil! Viyana’da yaşayan Türk bir kadın arkadaşım aynen şöyle dedi: “Kocam Türkiye’ye tatile gittiğimizde beni dövüyor, Viyana’da ise elini süremiyor”Buyursun yapsın isterse… Hodri meydan! Neden? Çünkü Hukuk! Yanlış anlamayın, bizde Hukuk’un varlığından pek söz edemeyiz. Bakın Manavgatta yaşayan kanser hastası kadın öz kızına tecavüz eden sözde kocasını polise şikayet ediyor. Polis, “Kocan öyle şeyler yapmaz, sen yanlış görmüşsün diyor.” Hastaneye gidiyorlar. Doktor üstün koru baktığı için bir rapor bile yazamıyor. Neden? İlgisizlikten, insana değer vermediğimizden… Geçen hafta sosyal medya’da paylaşımların çoğaldığını gördüm. Yakınınızın ya da komşu kızınıza cinsel tacizi duyarsanız Alo 183’ü arayın sloganları dolaşmaya başladı. Kadına, engelliye, çocuğa fiziksel veya cinsel şiddete illa ki şahit olmamız gerekmiyor. Duymamız veya birşekilde haberimizin olması bile yeterli. Ama bizim kültürümüzün bu konuda gidecek çok yolu var. İnsanlar hiçbirşeye karışmak istemiyor. Çünkü polis size hemen şahit yazdırmaya kalkıyor. Onu nereden tanıyorsun? Ne zaman ses duydun? Hiç şahit oldun mu? Telini ver, adını soyadını ver gibi laflar duydukları için kimse “Başına bela almak istemiyor”. Umarım hükümetin bu tür suçlar için hazırladığı yasa tasarısı bir an evvel meclisten geçer. Ve caydırıcılık artar. Hemen bir parantez açıyorum. Eğer hükümet gerçekten yaptırımı yüksek cezalarla donatılmış, Avrupa Birliğine uyumlu bir yasa tasarısı hazırlamış ise… Ve parantezi kapattım. Umuyorum…

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren