Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019


Son zamanlarda göçmen konusu hem Almanya hem de Avusturya için çok önemli bir hale geldi. Aslında Türkiye’de aynı sorunu yaşıyor. Fakat bizim burada onlara kucak açmak için yeterli ve sistemli bir alt yapımız yok. Türkiye kendi vatandaşına bile iyi bir eğitim ve iş ortamı sağlamazken göçmenlere nasıl bir gelecek inşa etsin?
Ama Avusturya bizim gibi değil… Mercer adlı bir araştırma şirketinin raporuna göre Viyana Dünya’da yaşanılabilecek en iyi şehir oldu. Elbette bu durum göçmenlerin daha iyi şartlarda yaşama isteğini kabartıyor. Peki ya gerçekten öyle mi? Bir göçmen için Avusturya’da yaşamak gerçekten büyük bir şans mı? Uzun zamandan beri bu konular üzerinde kafa yoran biri olarak araştırmalarıma devam ederken Magdas Hotel’in tanıtım videosu ile karşılaştım. Thomson Reuters Foundation tarafından desteklenen projede göçmenlere temizlik, resepsiyon hizmeti ve yemek pişirme gibi alanlarda Hotel içinde iş başı eğitimlerinin verilmesi sağlanıyor. Hotelin müdürü Sebastiaan de Vos,  göçmenlerin toplum içinde negatif algılandığını ancak onların gerçekten çalışmak istediklerini bu durumda onların hayatlarına dokunmanın öneminden bahsediyor. Röportajdan o kadar etkilendim ki Viyana’ya geldiğimde ilk iş onları ziyaret edeceğim. Gerçekten de yaptıkları iş çok önemli. Bir göçmen için başkalarına yük olmadan yaşamak en büyük mesele. Röportajda konuşan göçmenler öyle hayatlar anlattılar ki, kiminin eşi ölmüş iki çocuğuyla Viyana’da yaşamak zorunda, bir diğeri bir süre uyuşturucuyla savaşmış şimdi parasını kazanıyor. Her insan ayrı bir hayat…
İnsanlar hayatlarını değiştirmek için gittikleri ülkelerde atıl bir şekilde kendilerine gösterilen evlerde oturuyorlar. Fakat bu insanlar çalışmak ve kendilerini göstermek istiyor. Diğer bir dille bu iş gücünü bir şekilde kullanmak gerekli. Avusturya’nın bunu yapacak kültürü ve sistem gücü var. Kullanılmayan her işgücü topluma negatif etki olarak geri dönüyor. Aynı bizde olduğu gibi… Bizler Türkiye’nin geniş topraklarında Suriyeli sığınmacılara yaşayacak yer verebiliyoruz ama onlara iyi bir eğitim vermek ya da Türkçe’yi öğretmekten uzak ve yetersiziz. Ve bunun da sonuçlarına katlanacağız. Çok değil bundan beş yıl sonra özellikle İstanbul’da yaşamak tehlikeli hale gelecek. Çünkü şimdiden geleceğin suçlularını sokaklarda yetiştiriyoruz.
Eğer Avusturya Hükümeti halkı için sakin ve güvenilir bir yaşam sürdürmek istiyorsa göçmenlere iyi bir eğitim ve sistemli bir çalışma sahası oluşturmak zorunda. Örneğin bu işgücünü ISS şirketi çok iyi değerlendirebilir. Almanca yeterlilik seviyesine ulaşan işçileri hizmet sektöründe değerlendirmek onlar için de kolay olacaktır. Şu anda İstanbul’da benzer firmalar temizlik, güvenlik, resepsiyon hizmeti gibi sektörlerde çalıştıracak personel bulamıyor. Eğer insan gücü doğru bir şekilde değerlendirilirse ülkelerin kaderi değişir. Ama öncelikle dil diyorum. Almanca’yı öğrenmemiz lazım. Bundan kaçamayız.
Güzel mektuplarınız için teşekkür ediyorum. Bir dahaki ay yine mektuplarınıza yer vermeye devam edeceğim.
Sevgiler.
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren