Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019


Elif, 24 yaşında Viyana’da dogmus ve büyümüs gencecik bir Türk kızı. Onunla havaalınında tanıştım. Bir süre sohbet ettik. 8 ay önce evlenmiş ve İstanbul’a taşınmış.
Nasıl yani? Dedim. Herkes Viyanaya gelmenin yollarını arıyor sen İstanbul’a mı göç ettin?
Biraz güldükten sonra, “Aşk dolayısıyla öyle oldu’’ dedi. Eşi Avukat olduğu için İstanbul’da daha iyi bir hayat sürdürecekleri için bu yolu seçmişler. Aksi takdirde damadın Almanca ögrenmesi gerekirdi ki bu biraz zor olabilirdi...
Peki ne yapıyorsun 8 aydır dedim. Şimdilik şehri keşfettiğini söyledi ama İstanbul büyük şehir, nerede ne bulacağını öğrenmek zaman alıyor. Hele trafiğine, keşmekeşine alışmak zor...
Peki Metrobüse alıştın mı diye sorduğumda hemen yüzünü buruşturuverdi. Bilmeyenler için söylüyorum Metrobüsle taşımacılık yapılıyor. Viyana’da ise toplu taşımacılık var. Sanırım aradaki farkı anlayabilirsiniz.
Elif şimdi İstanbul’da is aramaya başladı. Almancası ile birşeyler yapabileceğini söyledim ama yine de biraz zaman gerekiyor. Yurt dışında doğan Türklerin değişik bir aksanı var. Daha gırtlaktan gelen. Biz anavatan’da hemen ayırt edebiliyoruz bunu. Zaten dil zamanla alışıyor nasıl konuşması gerektiğine. Ama dediğim gibi zamanla...
Türk olsanız bile uzun zaman farklı bir ülkede yaşamışsanız kendi vatanınıza yabancı kalabilirsiniz. Elif de böyle bir durum yaşıyor. Eğer o 8 aydır kendi vatanını keşfetmeye çalışıyorsa bir düşünün İstanbul’dan veyahut farklı bir şehirden yurt dışına giden birinin ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu...
Benim öngörüme göre orta seviye bir Almanca için en az 6 aya gerek var. Tabii ki orta seviye diyorum. Dili gerçekten iyi konuşmak için 2 yılı gözden çıkarmak gerekiyor.
Bu arada atladığımız çok önemli bir konu daha var. O da sosyal hayat... Pazar günü Grinzing’ deydim. Viyana’nın meşhur üzüm bağlarına gittik. Orada bir tane Türk göremedim. Yurt dışına para kazanmak için geliyorsunuz ama yeni bir iş aynı zamanda yeni bir hayat demek...
Yeni hayatın içinde yeni bir dil, yeni arkadaşlar, yeni bir şehir, yepyeni bir kültür var. Bunları yadsıyarak 40-50 yıl yaşayan insanlar var ama izole bir hayat sürmekten başka birşey yapmıyorlar.
Hani bir fenomen laf vardır ya “40 yıl Almanya’da yaşadım tek kelime Almanca bilmiyorum diye.” Günümüz dünyasında oldukca boş bir laf bu, inanın...
Elife gelince, umarım İstanbul’un yaşantısına alışır. Bazı şehirlere alışmak hayattan ne beklediğinizle doğru orantılı olarak değişir. Eğer hareket istiyorsanız bu İstanbul’da oldukca mevcut. Ama bereket konusuna gelirsek artık İstanbul’un taşı toprağı altın değil maalesef...
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren