Sayı | Ausgabe: 216 (15.10.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.11.2019


İki gün once Fisun adlı bir kadın arkadaşımdan e-posta aldım. Salzburg’da yaşıyor ve bir Avusturyalı ile evli. 4 yıldır evil olduklarını ama eşinin çocuk yapmak konusunda bir planının olmadığını söyledi. Biz Türk kadınları için ailemizin en önemli güzelliği çocuklarımızdır. Bana uzun uzun neler hissettiğinden bahsetmiş. Bu konuyu oldukça önemsiyor ve önümüzdeki ay da Türk kadınları ve Avrupalı erkeklerin aileye bakış açısı üzerine yazmak istiyorum.
Fisun Hanım ilginç bir konuya işaret etti. Kocasının çocuk sevgisi yerine köpeği ile ilgilenmeyi tercih ettiğini anlatırken acaba bu durum tüm Avusturyalı erkekler için geçerli mi diye sormaya başladım. Gerçekten köpekleri bebeklerden daha çok seviyor olabilirler mi? Yok canım herhalde değildir. Elbette ki genelleme yapamayız ama Fisun hanımın anlattıkları pek iç açıcı değildi. “Köpeğine öyle düşkün ki sürekli onun ne kadar sadakatli ve zararsız olduğundan, çocuğumuzun ileride bize neler yapacağını kestiremediğinden bahsedip duruyor” dedi.
Sonra apartmanındaki birkaç aileden bahsetti. Çocukları olmadan sürekli gezen ama yüzlerine kalıcı olarak hüzün yapışan insanları anlattı. Eşinin erkek kardeşi de litvanyalı bir kadın ile aynı evde yaşıyor ama ne evlenmeyi ne de çocuk sahibi olmak istiyormuş. Bu anlamda en azından evlendiği için kendisini şanslı gördüğünü de ekledi. Zaten Avrupa’daki genç nüfusun düşük olduğunu biliyoruz ama duyduğum bu hikayeler çok ilginç. Yani elbette çocuk yapmak istememenin ardında mutlaka bir düşünce ya da düşünceler bütünü vardır ama bu kadar kırılmaz olduğunu bilmiyordum.
İşin en kötü yanı Fisun Hanım’ın eşini çok seviyor olması.
Çocuk mu? Evlilik mi?
Kötü bir soru değil mi?
Bu soru Fisun hanım için çocuksuz evliliğine devam etmek ya da evliliğinden vazgeçerek çocuk yapmayı seçmeyi ifade ediyor ki bence bir seçim yapmak dünyanın en zor işi.
Bana “Anne olmaktan vazgeçmeli miyim?” diye soru soran bir kadına nasıl bir cevap vereceğimi gerçekten bilemiyorum.
Bu konuya çözüm bulabilmek için biraz daha üzerinde düşünmek ve araştırmak gerekiyor.
Türk erkekleri ve bildiğim kadarıyla İtalyanlar ailelerine çok düşkün. Sadece türk erkeğinin finansal sorunlardan dolayı korkuya kapıldığını düşünüyorum. Haklı olarak… Ama Avusturyalı’ların hayatları daha çok gezmek, hayatın tadını çıkarmak üzerine kurulu olduğunu söyleyebiliriz.
Bu noktada bazı alışkanlıkları değiştirmek çok zor olacaktır. Fakat imkansız değil. Bu konuyu Avrupa’da yaşayan ve bize göre yabancı olan erkeklerle evlenen ya da birlikte hayat paylaşan kadın arkadaşlarımın görüşlerine sunmak istiyorum.
Sizce nasıl bir yol izlemek gerekiyor?
Siz olsaydınız ne yapardınız?
Haydi, bekliyorum!
Sevgiler…
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren